Global moda endüstrisinin öncü marka ve tasarımcılarını İTÜ Taşkışla’da buluşturan CPI, İstanbul’un modanın 5 başkentinden biri olmasında önemli bir misyon üstlendi.
Türkiye’nin moda ve hazır giyim dünyası için büyük önem taşıyan uluslararası moda fuarı Collection Premiere İstanbul (CPI), dünyanın moda sektöründeki öncü markalarını ve tasarımcılarını bir araya getirdi.
Tarihle tasarımın buluştuğu İTÜ Taşkışla Kampusu’nda İstanbul Fashion Week (IFW) ile eşzamanlı olarak organize edilen CPI, Türkiye’yi hazır giyim üreticisi olmaktan çıkarıp, kendi moda ve tasarımlarını pazarlayan ülke konumuna taşıyacak.
İstanbul Fashion Week’le paralel yürüyen ancak ticari çıktılarıyla farklı bir fuar olarak konumlandırılan CPI ile Türk tekstil ve moda sektörünün rekabetçi gücünün daha da arttırılması hedefleniyor.
CPI’ın açılış toplantısında konuşan Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, CPI’ın Türkiye'nin tanıtımı, tekstil üretimi ve moda açısından hangi aşamaya geldiğinin somut göstergesi olduğunu söyledi.İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti çalışmaları çerçevesinde tanıtımın da önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Yazıcı, ''İstanbul bütün bu etkinlikleriyle, tasarımcılarıyla dünya ölçeğinde ilham veren bir şehir olduğunu apaçık bir şekilde ortaya koyuyor'' dedi.
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, bundan böyle Türkiye'nin dünya moda endüstrisi için çekim merkezi haline geleceğini belirterek, ''CPI gibi etkinlikler gösteriyor ki Türkiye tasarımıyla, tekstiliyle çok daha özgün ürünlerini dış ülkelere ihraç etme imkanına sahip olacak'' dedi.
İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi dünya ekonomisinin birbirini izleyen krizlerine karşı durabilmek için bir yandan yeni pazarlar ararken öte yandan mevcutları korumak için sürekli olarak kendilerini geliştirmek durumunda olduklarını belirtti.
CPI, TÜRK MODA ENDÜSTRİSİNİ HEDEFE TAŞIYACAK
CPI’ın bu ihtiyaçtan doğduğunu vurgulayan Tanrıverdi şunları söyledi:
“Bugün 15 milyar dolarlar civarındaki yıllık hazır giyim ihracatımızı birkaç yıl içinde 20 milyar dolara, 2023’te de 60 milyar dolara çıkarma hedefimiz var.
Bu süreçte İstanbul Fashion Week ile CPI en önemli itici gücümüz olacak. Türk hazır giyim sektörü ihracatının yüzde 80’ini Avrupa’ya yapıyor. Oysa komşularımız ve Ortadoğu ülkeleri de son derece önemli bir pazarı oluşturuyor.
Yurtdışında 2 binin üzerinde mağazası bulunan Türk markaları söz konusu bölgelerde yatırım yapıyorlar. Önemli bir kısmı komşu ülkeler, Ortadoğu ile Kuzey Afrika ülkelerinde olmak üzere Türk markalarının mağaza sayısının kısa bir süre içinde 20 bine ulaşması hedefleniyor.
Bu projeksiyon içinde CPI’ın Batı ile Doğu arasında bir köprü olması, son derece önemli.
Eş zamanlı düzenlediğimiz CPI ve İstanbul Fashion Week dünya hazır giyim sektörünün bakışları bugün Türkiye’nin üzerinde. Böylesine cesur kararlar alabilmemizin altında sektörümüzün bilgi birikimine, tasarım ve üretim gücüne olan inancımız yatıyor.”
CPI BAŞKANI VOLKAN ATİK: CPI TARİHİ BİR DÖNÜŞÜMÜN BAŞLANGICI
CPI Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Atik yaptığı açıklamada fuarın Türk hazır giyim sektörüne birkaç yıl içinde en az 3-5 milyar dolarlık bir getirisinin olmasını beklediklerini belirterek, CPI ziyaretçilerinin salt bir moda ve fuar etkinliğine değil, büyük bir değişimin ve dönüşümün de başlangıcına tanıklık edeceklerini söyledi.
CPI’ın İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB) tarafından, moda ve hazır giyim alanında dünyanın en büyük fuar organizasyon şirketi olan Alman IGEDO Company işbirliğiyle düzenlendiğini ifade eden Atik şöyle devam etti:
“Türkiye’nin ilk uluslararası moda fuarı olan Collection Premiere İstanbul’un yapılacağı tasarımla tarihin buluştuğu bu bina, aynı zamanda Doğu ile Batı’yı, Kuzey ile Güney’i buluşturacak.
Bir yıl sonrasının koleksiyonunu CPI’a getirecek güce sahip firmaları fuara kabul ettik. Bu ön şart, CPI’ı gerçek anlamda uluslar arası fuar konseptine taşırken, Türkiye açısından da bir ilki oluşturdu.
Ortadoğu ve Avrupa arasında bir kültür ve moda köprüsü olarak dünya modasında önemli bir yer edinecek olan CPI’da seçkin yerli ve uluslararası markalar ve tasarımcılar 2011 yılının ilkbahar – yaz koleksiyonlarını sergileyecekler, ticari anlaşmalar yapabilecekler.
CPI etkinliğinin dünyanın en fazla gelişim gösteren pazarlarının ortasında yer alan İstanbul’da düzenlenecek olması, Türk hazır giyim firmalarının tasarım odaklı koleksiyonlarını yabancı ziyaretçilere gösterebilmeleri için bulunmaz bir fırsat sunacak.
Böylece Türk hazır giyim sektörünün global dünya ile bütünleşmesinde mihenk taşı görevini üstlenen CPI, İstanbul’un dünya moda endüstrisinde ilk 5’e taşınması yolunda büyük katkı sağlayacak.”
Brüt 5 bin metrekarelik sergileme alanına sahip olan fuarda yer alacak ünlü firmalar arasında Triumph, G-Star, Gerry Weber, Perspective, 4G, Basler, Sunset, Wenice, AVVA, Didier Parakian, Colin’s, Collezione, Blue Seven gibi markalar bulunuyor.
Toplam 55 yerli ve yabancı markanın ile 28 tasarımcının katıldığı CPI 28 Ağustos 2010 Cumartesi gününe kadar açık kalacak.
24 Ağustos 2010
18 Ağustos 2010
Baksı Müzesi
Baksı Müzesi, önümüzdeki günlerde kapılarını sanata, sanatçıya ve bölge insanına açıyor. Bayburt doğumlu sanatçı ve eğitimci Hüsamettin Koçan’ın bireysel düşü olarak 2000 yılında filizlenen, başta sanatçılar olmak üzere çok sayıda gönüllünün katkısıyla yıllar içinde gerçek bir toplumsal bir projeye dönüşen Baksı Müzesi 10 yıllık zorlu bir serüvenin sonunda tamamlandı. Baksı Müzesi’nde, geniş bir halk resimleri koleksiyonu, yerel el sanatlarını yansıtan özgün örnekler ve nitelikli bir çağdaş sanat koleksiyonu bir arada yer alıyor.
Doğu Karadeniz’de, Bayburt’un 45 km dışında, Bayraktar Köyü’nde, Çoruh Vadisi’ne bakan bir tepenin üzerinde kurulan Baksı Müzesi, çağdaş sanat ve geleneksel el sanatlarına aynı çatı altında yan yana, iç içe yer vererek sanatı yaşamla buluşturmak için yola çıkıyor. Baksı Müzesi, bir yandan sanatı toplumla, sanatçıyı doğayla bütünleştirirken, bir yandan Türkiye’nin en yoğun göç veren bölgelerinden biri olan Bayburt’a yaşam soluğunu sanatla yeniden kazandırmayı, bölgenin ekonomik yaşamını canlandırmayı hedefliyor.
Baksı Müzesi, sürekli sergileme bölümleri, dönemsel sergi mekânları, konferans salonu, kütüphane, konuk evleri ve atölyelerle 30 bin metrekarelik bir alana yayılıyor. Hüsamettin Koçan, Baksı Müzesi’ni “Yöresel seramik ve dokuma geleneklerini yeniden hayata geçirmek, insanların yaşamı sürdürecek maddi kaynağa kendi topraklarında ulaşabilmesini mümkün kılacak yolları araştırmak ve geleneksel kültürle çağdaş yaşamı buluşturacak yeni bir alan yaratmak” için hayata geçirdiğini söylüyor. Koçan,“Öğrendiklerimi ve düşündüklerimi doğduğum yere taşımak istiyorum” diyerek Baksı Müzesi’nin doğuş öyküsünü özetliyor.
Baksı Müzesi’nin bölümleri
Sergileme Salonu: 1.500 metrekarelik bu alanda Şahmaran, Köroğlu, Eshab-ı Kehf temalı halk resmi örnekleri, camaltı ve işleme koleksiyonu, yazı resimler, şifa tasları, alemler, taş baskılar, çömlek ve seramikler, ehramlar müzenin geleneksel el sanatlarını temsil ediyorlar. Müzenin çağdaş sanat koleksiyonunda yer alan açılış sergisi ise 20 çağdaş sanatçının “gelenek ve sanat” olgusuna yaklaşımlarını içeren işlerden oluşuyor.
Bayburt Evi: Özgün bir Bayburt evinin yerel mimari unsurlarını yansıtan birim etnografik eşyayı bünyesinde barındırıyor.
Konferans Merkezi: Seminer, konferans, panel ve gösterilere ev sahipliği yapacak 150 koltuk kapasiteli salonda el sanatlarının yanı sıra, ziraat, hayvancılık, sağlık konularında da eğitici programlar düzenlenecek.
Atölyeler: Sürekli üretime yönelik dokuma ve seramik atölyeleri yıl boyunca yerel halka hizmet verecek, kaybolan el sanatlarını yeniden kazandırmayı amaçlayacak. Yaz aylarında buna ek olarak, konuk sanatçıların gözetiminde çağdaş sanat atölyeleri de gerçekleşecek.
Kütüphane: Bu birimde sayıları 10 bine ulaşan sanat yayınları, halk bilimi ile ilgili yayınlar yer alıyor.
Konuk evi: Aynı anda 30 kişinin konaklayabileceği ayrı bir birim… Araştırmacılar, eğitimciler, sergi düzenleyicileri ve davetli sanatçılar için tasarlandı.
Müze Koleksiyonları
Baksı Müzesi’nde günümüz sanat ve tasarım dünyasını yansıtan koleksiyonlar, halk resimleri ve yerel etnografik ürünlerle birlikte sergileniyor. Müze, sanatla zenaat’ı, süreklilikle arayışı aynı ortamda buluşturuyor. Böylelikle, aynı zemin üzerinde, farklı dönemler, farklı teknolojiler ve farklı anlayışlar izleyicinin değerlendirmesine sunuluyor.
Müzede yer alan günümüz sanatına ilişkin perspektif Vakıf Yönetim Kurulu üyesi Ahu Antmen’in önerisiyle oluştu. Buna göre, her yıl 20 sanatçı bölgeye davet edilecek ve üretilen işler bir sonraki yılın sergisini oluşturacak. Sergilenmiş işler ise depo-müzede sürekli sergilenmeye alınacak. Bu bölümdeki sanatçılar, farklı disiplinlerde geniş bir yelpazeyi temsil edecek.
Açılış sergisinde günümüz sanatı bölümünü, Ali Kazma, Alp Sime, Aslımay Altay, Ayşen Urfalıoğlu, Aziz Sarıyer, Beril Anılanmert, Burak Bedenlier, Esma Paçal Turam, Gülay Semercioğlu, Güler Güngör, Kurucu Koçanoğlu, Murat Morova, Mürteza Fidan, Nermin Er, Ramazan Bayrakoğlu, Suzi Hug Levi, Şakir Gökçebağ, Tuğrul Selçuk, Zafer Mintaş’ın işleri temsil ediyor.
Asma Kat Galeri’de ise her yıl bir tasarımcının yerel malzeme çıkışlı tasarımları sergilenecek. Müzenin açılış sergisinde bu bölümde moda tasarımcısı Özlem Süer’in ehram kumaşından tasarladığı giysiler yer alıyor. Burada her yıl farklı bir tasarımcı yer alacak ve her tasarımcı bir sonraki yıl eser verecek tasarımcıyı da belirleyecek.
Halk resimleri koleksiyonu Hüsamettin Koçan tarafından yıllar içinde oluşturulmuş bir toplam… Halk resmi geleneğinin zengin ürünlerinden oluşuyor. Camaltı resimler taşbaskılar, boyamalar, işlemeler bu alandaki zengin belleği yansıtıyor.
Farklı inançları temsil eden eserler bu bölümde yer alıyor. Şahmaran örnekleri destansı bir paylaşımı, Eshab-ı Kef inanışın “koruyucu tılsım” boyutuna ulaşmasını, Amentü Gemisi sonsuz inanışı, Yazı Kuş suret-yazı yolculuğunu, Sır-rı Ali kurban edilişi, Zümrüd-ü Anka ve Dünya Güzeli Fatma ise güzelliği dile getiriyor.
Yöresel ürünler iki önemli grupta toplanıyor. Ehram ve çömlek… Çömlek toprağın derinliğinden, ehram ise göçerlikten besleniyor. Ehram motifleri doğrudan kırsal kültüre, doğaya bağlı, göçer algısını temsil eden yalın çizgili, yüksek beğenili bir dilin zengin örneklerini sunuyor. Ocaklar, zaplar ve küpler, form ve süsleme bakımından geçmişe uzanıyor. Metal örnekler daha çok dini kaynaklı ürünleri bir araya getiriyor. Çoğu bölgeden toplanmış alemler, şifa tasları, ölçüm aletleri metal işçiliğinin ve form algısının çeşitliliğini vurguluyor.
Doğal ortamla dost mimari anlayışı
Müzenin mimari tasarım sürecinde yerel mimarlığın toprak damlı yapı geleneğinin çağrışımlarından hareket edildi. Kavramsal projeyi Metin Koçan ve Hüsamettin Koçan tasarladı. Baksı Müzesi’nin uygulama projesini mimar Sinan Genim gerçekleştirdi
İnşaatın birinci bölümünde dam, bir yaşama ve üretme alanı olarak düşünüldü. Yöreden toplanan kına taşları beton taşıyıcılarla birlikte kullanıldı. İkinci bölüm ise çevredeki dağ siluetine eşlik edecek bir yükselişle, doğal ortamla dost bir anlayış içinde yapı-heykel tasarım anlayışı ile oluşturuldu. Işık kaynağı, yerel kökenli bir tasarım geleneğinden hareketle, tepeden alınarak duvar yüzeyleri boşaltıldı ve sergilenme olanaklarının içe dönük bir atmosfer kazanması sağlandı.
Bayraktar Köyü ve Baksı
80 hanelik Bayraktar Köyü’nde bugün 480 kişi yaşıyor. Son 20 yılın belirleyici unsuru, köyde yüzde 650 oranında bir göç oranının saptanması. Çömlekçilik, dokuma gibi el sanatları bir zamanlar köyün gereksinimi karşılayacak orandayken bugün hemen hemen hiç yok. Mimari gelenek tamamen yok olmuş, marangoz ve taş ustaları gurbete gitmiş. Köydeki geleneksel yapı anlayışının yerini gecekondu almış. Gençler yazın sınırlı ölçüde toprakla uğraşıyor, kışın ise yeterince üretim yapılmıyor.
Bayraktar Köyü’nün eski adı olan Baksı, Kırgız Türkçesi’nde “şaman” anlamına geliyor. Bayraktar Köyü’nün Ay Yokuş bölgesinde bulunan bir ahlat adak ağacı, geçmişten bugüne halk arasında yaygın olarak ziyaret ediliyor. Köyde “cezbe” olarak adlandırılan şamanistik ritüelin bugün de sürdürüldüğü görülüyor. Köyün gündelik yaşamında tılsım olgusu önemli bir yer tutuyor.
Adım adım Baksı Müzesi
2002 Nisan ayında Bilgi Atölye 111’de düzenlenen müze tanıtım sergisi, Baksı Müzesi’nin oluşumuna katkı doğrultusunda gerçekleştirilen ilk adımdı. Bu dönemde Hüsamettin Koçan imzalı 9 özgün baskıyı bir araya getiren “Tılsımlı Eller” koleksiyonu, müzeye gelir sağlamak amacı ile oluşturulan ilk proje oldu.
2003 yılında ise bu kez 19 çağdaş sanatçının katılımıyla gerçekleştirilen özgün baskılardan oluşan yeni koleksiyon, “Tılsımlı Eller 2” adıyla hayata geçirildi ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde gerçekleştirilen bir sergiyle kamuoyuna duyuruldu.
Baksı Müzesi projesinin gerçekleştirilme sürecindeki en önemli aşamalardan birini 2004 baharında Proje 4L’de düzenlenen “Şaman Güncesi” sergisi oluşturdu. Yöredeki Şaman gelenek ve inançlarının simgesi olan 41 sayısının uğuruna inanan 123 sanatçı, gönüllülük coşkusu ve enerjisiyle bu sergide buluştu. Baksı Müzesi’nin Çağdaş Sanat ve Yerel Sanat Atölyeleri, misafirhanesi, etnografik evi ve yemekhanesinden oluşan ilk bölümü, tüm bu gerçekleştirilen çalışmaların desteği ile 2004 yılında hizmete açıldı.
Baksı Müzesi, 2005 tarihinden itibaren çalışmalarını, o yıl kurulan Baksı Kültür Sanat Vakfı bünyesinde sürdürmeye başladı. Aynı yıl, müzenin atölyelerinde köyde yaşayan genç kızların el becerilerini ve hayal güçlerini yansıtan yorganlar üretildi. Bu yorganların bir kısmı sanatçı Hüsamettin Koçan’ın çizdiği desenler üzerinden hayata geçirildi. 2006 yılında Bayburt Halk Eğitim Merkezi’nde “Nazarlık Yorganlar” başlığıyla sergilenen yorganlar, aynı yıl İstanbul’da Cey Güzel Sanatlar Merkezi’nde Hüsamettin Koçan imzalı “Ayrılık Resimleri” sergisiyle birlikte Baksı Müzesi’ne katkı amacıyla sergilendi.
Baksı Kültür Sanat Vakfı
Çayırlar Mevkii Bayraktar Köyü
69000 Bayburt Türkiye
www.baksi.org
Doğu Karadeniz’de, Bayburt’un 45 km dışında, Bayraktar Köyü’nde, Çoruh Vadisi’ne bakan bir tepenin üzerinde kurulan Baksı Müzesi, çağdaş sanat ve geleneksel el sanatlarına aynı çatı altında yan yana, iç içe yer vererek sanatı yaşamla buluşturmak için yola çıkıyor. Baksı Müzesi, bir yandan sanatı toplumla, sanatçıyı doğayla bütünleştirirken, bir yandan Türkiye’nin en yoğun göç veren bölgelerinden biri olan Bayburt’a yaşam soluğunu sanatla yeniden kazandırmayı, bölgenin ekonomik yaşamını canlandırmayı hedefliyor.
Baksı Müzesi, sürekli sergileme bölümleri, dönemsel sergi mekânları, konferans salonu, kütüphane, konuk evleri ve atölyelerle 30 bin metrekarelik bir alana yayılıyor. Hüsamettin Koçan, Baksı Müzesi’ni “Yöresel seramik ve dokuma geleneklerini yeniden hayata geçirmek, insanların yaşamı sürdürecek maddi kaynağa kendi topraklarında ulaşabilmesini mümkün kılacak yolları araştırmak ve geleneksel kültürle çağdaş yaşamı buluşturacak yeni bir alan yaratmak” için hayata geçirdiğini söylüyor. Koçan,“Öğrendiklerimi ve düşündüklerimi doğduğum yere taşımak istiyorum” diyerek Baksı Müzesi’nin doğuş öyküsünü özetliyor.
Baksı Müzesi’nin bölümleri
Sergileme Salonu: 1.500 metrekarelik bu alanda Şahmaran, Köroğlu, Eshab-ı Kehf temalı halk resmi örnekleri, camaltı ve işleme koleksiyonu, yazı resimler, şifa tasları, alemler, taş baskılar, çömlek ve seramikler, ehramlar müzenin geleneksel el sanatlarını temsil ediyorlar. Müzenin çağdaş sanat koleksiyonunda yer alan açılış sergisi ise 20 çağdaş sanatçının “gelenek ve sanat” olgusuna yaklaşımlarını içeren işlerden oluşuyor.
Bayburt Evi: Özgün bir Bayburt evinin yerel mimari unsurlarını yansıtan birim etnografik eşyayı bünyesinde barındırıyor.
Konferans Merkezi: Seminer, konferans, panel ve gösterilere ev sahipliği yapacak 150 koltuk kapasiteli salonda el sanatlarının yanı sıra, ziraat, hayvancılık, sağlık konularında da eğitici programlar düzenlenecek.
Atölyeler: Sürekli üretime yönelik dokuma ve seramik atölyeleri yıl boyunca yerel halka hizmet verecek, kaybolan el sanatlarını yeniden kazandırmayı amaçlayacak. Yaz aylarında buna ek olarak, konuk sanatçıların gözetiminde çağdaş sanat atölyeleri de gerçekleşecek.
Kütüphane: Bu birimde sayıları 10 bine ulaşan sanat yayınları, halk bilimi ile ilgili yayınlar yer alıyor.
Konuk evi: Aynı anda 30 kişinin konaklayabileceği ayrı bir birim… Araştırmacılar, eğitimciler, sergi düzenleyicileri ve davetli sanatçılar için tasarlandı.
Müze Koleksiyonları
Baksı Müzesi’nde günümüz sanat ve tasarım dünyasını yansıtan koleksiyonlar, halk resimleri ve yerel etnografik ürünlerle birlikte sergileniyor. Müze, sanatla zenaat’ı, süreklilikle arayışı aynı ortamda buluşturuyor. Böylelikle, aynı zemin üzerinde, farklı dönemler, farklı teknolojiler ve farklı anlayışlar izleyicinin değerlendirmesine sunuluyor.
Müzede yer alan günümüz sanatına ilişkin perspektif Vakıf Yönetim Kurulu üyesi Ahu Antmen’in önerisiyle oluştu. Buna göre, her yıl 20 sanatçı bölgeye davet edilecek ve üretilen işler bir sonraki yılın sergisini oluşturacak. Sergilenmiş işler ise depo-müzede sürekli sergilenmeye alınacak. Bu bölümdeki sanatçılar, farklı disiplinlerde geniş bir yelpazeyi temsil edecek.
Açılış sergisinde günümüz sanatı bölümünü, Ali Kazma, Alp Sime, Aslımay Altay, Ayşen Urfalıoğlu, Aziz Sarıyer, Beril Anılanmert, Burak Bedenlier, Esma Paçal Turam, Gülay Semercioğlu, Güler Güngör, Kurucu Koçanoğlu, Murat Morova, Mürteza Fidan, Nermin Er, Ramazan Bayrakoğlu, Suzi Hug Levi, Şakir Gökçebağ, Tuğrul Selçuk, Zafer Mintaş’ın işleri temsil ediyor.
Asma Kat Galeri’de ise her yıl bir tasarımcının yerel malzeme çıkışlı tasarımları sergilenecek. Müzenin açılış sergisinde bu bölümde moda tasarımcısı Özlem Süer’in ehram kumaşından tasarladığı giysiler yer alıyor. Burada her yıl farklı bir tasarımcı yer alacak ve her tasarımcı bir sonraki yıl eser verecek tasarımcıyı da belirleyecek.
Halk resimleri koleksiyonu Hüsamettin Koçan tarafından yıllar içinde oluşturulmuş bir toplam… Halk resmi geleneğinin zengin ürünlerinden oluşuyor. Camaltı resimler taşbaskılar, boyamalar, işlemeler bu alandaki zengin belleği yansıtıyor.
Farklı inançları temsil eden eserler bu bölümde yer alıyor. Şahmaran örnekleri destansı bir paylaşımı, Eshab-ı Kef inanışın “koruyucu tılsım” boyutuna ulaşmasını, Amentü Gemisi sonsuz inanışı, Yazı Kuş suret-yazı yolculuğunu, Sır-rı Ali kurban edilişi, Zümrüd-ü Anka ve Dünya Güzeli Fatma ise güzelliği dile getiriyor.
Yöresel ürünler iki önemli grupta toplanıyor. Ehram ve çömlek… Çömlek toprağın derinliğinden, ehram ise göçerlikten besleniyor. Ehram motifleri doğrudan kırsal kültüre, doğaya bağlı, göçer algısını temsil eden yalın çizgili, yüksek beğenili bir dilin zengin örneklerini sunuyor. Ocaklar, zaplar ve küpler, form ve süsleme bakımından geçmişe uzanıyor. Metal örnekler daha çok dini kaynaklı ürünleri bir araya getiriyor. Çoğu bölgeden toplanmış alemler, şifa tasları, ölçüm aletleri metal işçiliğinin ve form algısının çeşitliliğini vurguluyor.
Doğal ortamla dost mimari anlayışı
Müzenin mimari tasarım sürecinde yerel mimarlığın toprak damlı yapı geleneğinin çağrışımlarından hareket edildi. Kavramsal projeyi Metin Koçan ve Hüsamettin Koçan tasarladı. Baksı Müzesi’nin uygulama projesini mimar Sinan Genim gerçekleştirdi
İnşaatın birinci bölümünde dam, bir yaşama ve üretme alanı olarak düşünüldü. Yöreden toplanan kına taşları beton taşıyıcılarla birlikte kullanıldı. İkinci bölüm ise çevredeki dağ siluetine eşlik edecek bir yükselişle, doğal ortamla dost bir anlayış içinde yapı-heykel tasarım anlayışı ile oluşturuldu. Işık kaynağı, yerel kökenli bir tasarım geleneğinden hareketle, tepeden alınarak duvar yüzeyleri boşaltıldı ve sergilenme olanaklarının içe dönük bir atmosfer kazanması sağlandı.
Bayraktar Köyü ve Baksı
80 hanelik Bayraktar Köyü’nde bugün 480 kişi yaşıyor. Son 20 yılın belirleyici unsuru, köyde yüzde 650 oranında bir göç oranının saptanması. Çömlekçilik, dokuma gibi el sanatları bir zamanlar köyün gereksinimi karşılayacak orandayken bugün hemen hemen hiç yok. Mimari gelenek tamamen yok olmuş, marangoz ve taş ustaları gurbete gitmiş. Köydeki geleneksel yapı anlayışının yerini gecekondu almış. Gençler yazın sınırlı ölçüde toprakla uğraşıyor, kışın ise yeterince üretim yapılmıyor.
Bayraktar Köyü’nün eski adı olan Baksı, Kırgız Türkçesi’nde “şaman” anlamına geliyor. Bayraktar Köyü’nün Ay Yokuş bölgesinde bulunan bir ahlat adak ağacı, geçmişten bugüne halk arasında yaygın olarak ziyaret ediliyor. Köyde “cezbe” olarak adlandırılan şamanistik ritüelin bugün de sürdürüldüğü görülüyor. Köyün gündelik yaşamında tılsım olgusu önemli bir yer tutuyor.
Adım adım Baksı Müzesi
2002 Nisan ayında Bilgi Atölye 111’de düzenlenen müze tanıtım sergisi, Baksı Müzesi’nin oluşumuna katkı doğrultusunda gerçekleştirilen ilk adımdı. Bu dönemde Hüsamettin Koçan imzalı 9 özgün baskıyı bir araya getiren “Tılsımlı Eller” koleksiyonu, müzeye gelir sağlamak amacı ile oluşturulan ilk proje oldu.
2003 yılında ise bu kez 19 çağdaş sanatçının katılımıyla gerçekleştirilen özgün baskılardan oluşan yeni koleksiyon, “Tılsımlı Eller 2” adıyla hayata geçirildi ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde gerçekleştirilen bir sergiyle kamuoyuna duyuruldu.
Baksı Müzesi projesinin gerçekleştirilme sürecindeki en önemli aşamalardan birini 2004 baharında Proje 4L’de düzenlenen “Şaman Güncesi” sergisi oluşturdu. Yöredeki Şaman gelenek ve inançlarının simgesi olan 41 sayısının uğuruna inanan 123 sanatçı, gönüllülük coşkusu ve enerjisiyle bu sergide buluştu. Baksı Müzesi’nin Çağdaş Sanat ve Yerel Sanat Atölyeleri, misafirhanesi, etnografik evi ve yemekhanesinden oluşan ilk bölümü, tüm bu gerçekleştirilen çalışmaların desteği ile 2004 yılında hizmete açıldı.
Baksı Müzesi, 2005 tarihinden itibaren çalışmalarını, o yıl kurulan Baksı Kültür Sanat Vakfı bünyesinde sürdürmeye başladı. Aynı yıl, müzenin atölyelerinde köyde yaşayan genç kızların el becerilerini ve hayal güçlerini yansıtan yorganlar üretildi. Bu yorganların bir kısmı sanatçı Hüsamettin Koçan’ın çizdiği desenler üzerinden hayata geçirildi. 2006 yılında Bayburt Halk Eğitim Merkezi’nde “Nazarlık Yorganlar” başlığıyla sergilenen yorganlar, aynı yıl İstanbul’da Cey Güzel Sanatlar Merkezi’nde Hüsamettin Koçan imzalı “Ayrılık Resimleri” sergisiyle birlikte Baksı Müzesi’ne katkı amacıyla sergilendi.
Baksı Kültür Sanat Vakfı
Çayırlar Mevkii Bayraktar Köyü
69000 Bayburt Türkiye
www.baksi.org
Mübadele Müzesi
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kültürel Miras ve Müzeler Direktörlüğü çalışmaları kapsamında, Lozan Mübadiller Vakfı ve Çatalca Belediyesi işbirliği ile Türkiye’nin ilk göç temalı müzesi Çatalca’da kuruluyor.
Kasım 2010’da kapılarını ilgililere açacak olan Mübadele Müzesi’ne sandıklarında sakladıkları aile büyüklerinin giyim eşyaları, mutfak aletleri, yazılı belgeler, fotoğraflar ve her türlü anı eşyaları ile herkes katkıda bulunabilir.
3 kıtada hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nun son 200 yılında kaybedilen topraklarında yaşayan Osmanlılar farklı dönemlerde doğdukları ve yaşadıkları topraklardan göç ettiler...
Lozan Antlaşması’nın imzalanmasıyla geçerlilik kazanan Mübadele Sözleşmesi sonucu Türkiye ve Yunanistan arasında yaklaşık iki milyon kişi zorunlu göçe tabi tutulmuş ve doğdukları toprakları kısa sürede terk etmek zorunda kalmıştı.
Nüfusunun yaklaşık yarısı göç kökenli olan Türkiye Cumhuriyeti’nde halen bir “göç müzesi”nin bulunmuyor olması ise bir eksiklikti.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kültürel Miras ve Müzeler Direktörlüğü çalışmaları kapsamında, Lozan Mübadiller Vakfı ve Çatalca Belediyesi işbirliği ile Türkiye’nin ilk göç temalı müzesi Çatalca’da kuruluyor.
Yunanistan’dan Türkiye’ye ve Türkiye’den Yunanistan’a göç eden mübadiller ve onların 1. 2. ve 3. kuşak akrabaları için, karşılıklı göç ve öncesi kültürel ve folklorik yaşam öğelerini korumak, sergilemek ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla gerçekleştirilen Mübadele Müzesi, kapılarını Kasım 2010 ilgililere açıyor...
Mübadele Müzesi’nde Sergilenecek Objeler Evlerimizde Saklanıyor, Şimdi Paylaşma Zamanı!
Mübadeleye tabi tutulan Yunan ve Türk vatandaşlarının, çocukları ve torunlarının, yakınlarının, mübadeleye bir şekilde ilgi duyanlara geçmişi anımsatacak özlem, hüzün ve sevinç duygularının canlanmasını sağlayacak kültürel ilişkileri geliştirecek mekân ve ortamları yaratacak Mübadele Müzesi katkılarınızı bekliyor.
Sandıklarda saklanan aile büyüklerinin giyim eşyaları, mutfak aletleri, yazılı belgeler, fotoğraflar ve her türlü anı eşyaları, müzeye bağış yapanların isimleri ile sergilenecek.
Mübadeleye ilişkin her türlü bilgi, belge ve anı eşyası yer alacak, Lozan Mübadilleri Vakfının sözlü tarih arşivinde yer alan 1. kuşak mübadillerle yapılmış görüşmeler görsel-işitsel olarak izlenebilecek, mübadillerden derlenen mani ve şarkılar sesli olarak dinlenebilecek.
Mübadele öncesinde Rumların yaşadığı Çatalca Kaleiçi mahallesinde yer alacak müze binasının bitişiğindeki meydan Mübadele Meydanı olarak düzenlenecek ve meydana bir de Mübadele Anıtı dikilecek.
Kasım 2010’da kapılarını ilgililere açacak olan Mübadele Müzesi’ne sandıklarında sakladıkları aile büyüklerinin giyim eşyaları, mutfak aletleri, yazılı belgeler, fotoğraflar ve her türlü anı eşyaları ile herkes katkıda bulunabilir.
3 kıtada hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nun son 200 yılında kaybedilen topraklarında yaşayan Osmanlılar farklı dönemlerde doğdukları ve yaşadıkları topraklardan göç ettiler...
Lozan Antlaşması’nın imzalanmasıyla geçerlilik kazanan Mübadele Sözleşmesi sonucu Türkiye ve Yunanistan arasında yaklaşık iki milyon kişi zorunlu göçe tabi tutulmuş ve doğdukları toprakları kısa sürede terk etmek zorunda kalmıştı.
Nüfusunun yaklaşık yarısı göç kökenli olan Türkiye Cumhuriyeti’nde halen bir “göç müzesi”nin bulunmuyor olması ise bir eksiklikti.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kültürel Miras ve Müzeler Direktörlüğü çalışmaları kapsamında, Lozan Mübadiller Vakfı ve Çatalca Belediyesi işbirliği ile Türkiye’nin ilk göç temalı müzesi Çatalca’da kuruluyor.
Yunanistan’dan Türkiye’ye ve Türkiye’den Yunanistan’a göç eden mübadiller ve onların 1. 2. ve 3. kuşak akrabaları için, karşılıklı göç ve öncesi kültürel ve folklorik yaşam öğelerini korumak, sergilemek ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla gerçekleştirilen Mübadele Müzesi, kapılarını Kasım 2010 ilgililere açıyor...
Mübadele Müzesi’nde Sergilenecek Objeler Evlerimizde Saklanıyor, Şimdi Paylaşma Zamanı!
Mübadeleye tabi tutulan Yunan ve Türk vatandaşlarının, çocukları ve torunlarının, yakınlarının, mübadeleye bir şekilde ilgi duyanlara geçmişi anımsatacak özlem, hüzün ve sevinç duygularının canlanmasını sağlayacak kültürel ilişkileri geliştirecek mekân ve ortamları yaratacak Mübadele Müzesi katkılarınızı bekliyor.
Sandıklarda saklanan aile büyüklerinin giyim eşyaları, mutfak aletleri, yazılı belgeler, fotoğraflar ve her türlü anı eşyaları, müzeye bağış yapanların isimleri ile sergilenecek.
Mübadeleye ilişkin her türlü bilgi, belge ve anı eşyası yer alacak, Lozan Mübadilleri Vakfının sözlü tarih arşivinde yer alan 1. kuşak mübadillerle yapılmış görüşmeler görsel-işitsel olarak izlenebilecek, mübadillerden derlenen mani ve şarkılar sesli olarak dinlenebilecek.
Mübadele öncesinde Rumların yaşadığı Çatalca Kaleiçi mahallesinde yer alacak müze binasının bitişiğindeki meydan Mübadele Meydanı olarak düzenlenecek ve meydana bir de Mübadele Anıtı dikilecek.
12 Ağustos 2010
Bern Konservatuarı Gençlik Senfoni Orkestrası
Bern Konservatuarı Gençlik Senfoni Orkestrası 1987 yılında kurulmuştur. Amacı kendi öğrencilerine ve lise dönemi öncesi öğrencilerine Gençlik Senfoni Orkestrası çerçevesinde senfonik müzik yapma ve tecrübe kazanma fırsatını vermek olmuştur.
Orkestra her geçen yıl biraz daha büyümüştür bugün yaş ortalaması 18 olan ve 70 kişiden oluşan orkestra her yıl Bern Senfoni Orkestrası’nın tecrubeli sanatçılarıyla beraber konser vermektedirler. Bu konserlerin amacı müzik yoluyla genç kuşaklara, geleceğin klasik müzik dinleyicilerine ulaşmaktır.
2005 yılında “Bridges for the Future” adlı proje Gençlik Senfoni Orkestrası ve Bosna Hersek, Hırvatistan, Makedonya ve Kosovo Bölgesi dahil olmak üzere Sırbistan-Karadağ’dan gelen tüm genç müzisyenleri bir araya getirdi. Düzenlenen turla gençler Pula, Hırvatistan, Mostar, Saraybosna, Bosna Hersek, Belgrad, Sırbistan-Karadağ, Skopye, Makedonya ve Priştina’ya gezi yaptılar. 2008 yılında da Gençlik Senfoni Orkestrası İsrail’e hafızalardan silinmeyen bir tur düzenledi.
Bern Konservatuarı Gençlik Senfoni Orkestrası 2008 yılından beri “Ulusal Gençlik Orkestraları Avrupa Federasyonu”nun üyesidir.Yer: Aya İrini
Tarihler: 15.08.2010~15.08.2010 Saat:21:00
Adres: Fatih / Sultan Ahmet Topkapı Sarayı Avlusu, Sultanahmet
Bilet Ücreti: Tam: 15,00 TL, Öğrenci: 7,50 TL
Nereden Alırım: Biletix Çağrı Merkezi: 0216 556 98 00 Biletix Satış Noktaları, www.biletix.com ve Aya İrini gişe
Orkestra her geçen yıl biraz daha büyümüştür bugün yaş ortalaması 18 olan ve 70 kişiden oluşan orkestra her yıl Bern Senfoni Orkestrası’nın tecrubeli sanatçılarıyla beraber konser vermektedirler. Bu konserlerin amacı müzik yoluyla genç kuşaklara, geleceğin klasik müzik dinleyicilerine ulaşmaktır.
2005 yılında “Bridges for the Future” adlı proje Gençlik Senfoni Orkestrası ve Bosna Hersek, Hırvatistan, Makedonya ve Kosovo Bölgesi dahil olmak üzere Sırbistan-Karadağ’dan gelen tüm genç müzisyenleri bir araya getirdi. Düzenlenen turla gençler Pula, Hırvatistan, Mostar, Saraybosna, Bosna Hersek, Belgrad, Sırbistan-Karadağ, Skopye, Makedonya ve Priştina’ya gezi yaptılar. 2008 yılında da Gençlik Senfoni Orkestrası İsrail’e hafızalardan silinmeyen bir tur düzenledi.
Bern Konservatuarı Gençlik Senfoni Orkestrası 2008 yılından beri “Ulusal Gençlik Orkestraları Avrupa Federasyonu”nun üyesidir.Yer: Aya İrini
Tarihler: 15.08.2010~15.08.2010 Saat:21:00
Adres: Fatih / Sultan Ahmet Topkapı Sarayı Avlusu, Sultanahmet
Bilet Ücreti: Tam: 15,00 TL, Öğrenci: 7,50 TL
Nereden Alırım: Biletix Çağrı Merkezi: 0216 556 98 00 Biletix Satış Noktaları, www.biletix.com ve Aya İrini gişe
Yelkenciler Kaya Ropes Match Race İçin Mücadele Edecek
Teknik ve teknolojik halat üretiminde Türkiye`nin önde kuruluşlarından biri olan Kaya Ropes ile İstanbul Yelken Kulübü işbirliğinde ilk kez 14-15 Ağustos`ta düzenlenecek olan Kaya Ropes Match Race`de, 2`si yabancı 10 ekip mücadele edecek. İstanbul Yelken Kulübü tarafından 12-16 Ağustos tarihinde düzenlenecek "Cumhurbaşkanlığı Kupası" kapsamında, 420, 470 ve laser tekne yarışları ile birlikte ilk kez yapılacak olan Match Race yarışına adını veren Kaya Ropes, 2010 yılında İstanbul Yelken Kulübü`nün gerçekleştirdiği Platu 25 sınıfı tekne yarışlarının da hem tekne, hem halat donatımı anlamında ilk destekçisi olduğunu açıkladı. 14 Ağustos`ta Fenerbahçe Burnu açıklarında kurulacak rotada mücadele edecek ekiplerden 2`si Yunanlı ve Pakistanlı yelkencilerden oluşacak. Yarışa ayrıca, 2009 Fleet Race Cup şampiyonu Arda Baykal ve ekibi ile yarış üçüncüsü olan Levent Peynirci ve ekibi de katılıyor. İki gün sürecek yarışın ödül töreni 15 Ağustos`ta İstanbul Yelken Kulübü Yarış Merkezi`nde düzenlenecek.
Denizcilik, doğa sporları, askeriye ve iş güvenliği sektörlerine yönelik her tip ve konstrüksüyonda halat üretimi yapan Kaya Ropes, yelken sporuna yönelik geliştirdiği özel yarış halatlarıyla yerli ve yabancı birçok organizasyona katılıyor.
Yer: Fenerbahçe Burnu
Tarihler: 14.08.2010~15.08.2010
Telefon: 0216 336 06 33
Adres: Fenerbahçe Burnu
Nereden Alınır: Kaya Ropes ve İstanbul Yelken Kulübü
II. DATÇA EDEBİYAT GÜNLERİ (12-14 Ağustos)
Ataol Behramoğlu’nun onur konuğu olduğu ve Datça Belediyesi ve Edebiyatçılar Derneği tarafından düzenlenen 2. Datça Edebiyat Günleri, 2010 tarihleri arasında düzenleniyor.
Ataol Behramoğlu, 12 Ağustos 2010 Perşembe günü Datça Amfitiyatro’da Haluk Çetin ile birlikte şiir-müzik dinletisinde yer alacak.
Ayrıca, Can Yücel, ölümünün 11. yılında, Can Yücel kahvesinde yapılacak bir toplantıyla anılacak. Etkinlik kapsamında Can Yücel Müze Evi ve Can Yücel Anıt Mezarı da ziyaret edilecek.
Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayın Yönetmeni Orhan Tüleylioğlu da, “Neden Öldürüldüler” konulu fotoblok sergisini, etkinlik boyunca sergileyecek.
Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı Gökhan Cengizhan yaptığı açıklamada;
“Edebiyatçılar Derneği, örgütlü kurumsal yapısıyla, ülkemizin pek çok bölgesinde, kentinde, beldesinde etkinlik düzenliyor. Derneğimizin, yoğun bir tempoyla sürdürdüğü etkinliklerin arka planında, has edebiyatın ve has edebiyatçının onurunu kamuoyunda yükseltmek, edebiyat sevgisini ve bilincini gelecek kuşaklara taşımak anlayışı yatıyor.
Kültürün ve sanatın alabildiğine popülerleştiği bugünkü koşullarda, edebiyatın derin sesini insanlarımıza duyurmak gerekiyor. Düzenlediğimiz her etkinlik, ortaya koyduğu nitel ağırlıkla, ülke edebiyatında yer alan kadrolar ve eğilimler arasındaki dayanışmayı pekiştiriyor.
Bu anlayış, DATÇA EDEBİYAT GÜNLERİ ile yeni bir ivme kazanıyor; Datça Belediyesi ve Edebiyatçılar Derneği işbirliğiyle, yepyeni bir açılım hayata geçiriliyor. Yerelden ulusala uzanan bir kültürel altyapı, Datça Belediyesi'nin ve Edebiyatçılar Derneği'nin ortak katkısıyla, daha da güçleniyor.” Dedi
1. GÜN: 12 AĞUSTOS 2010
Saat: 14.00
Can Yücel Müze Evi Ziyareti
Saat: 15.00
Yer: Can Yücel Kahvesi
“Öyle Rüzgar Esiyor Ki Bu Datça’da”
Can Yücel’i Anıyoruz
Yöneten: Ataol Behramoğlu
Katılımcılar:
Çetin Öner, Koray Feyiz, Güzel Yücel
Saat: 17.00
Yer: Güneş Şirketler Grubu Sergi Salonu
“Neden Öldürüldüler?”
Fotoblok Sergisi / Orhan Tüleylioğlu
(Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı
Yayın Yönetmeni)
Saat: 18.00
Can Yücel Anıt Mezar Ziyareti
Saat: 21.30
Yer: Amfitiyatro
“Etkinlik Açılışı”
Sunuş: Şebnem Gürsoy
“Neden Datça, Neden Edebiyat Günleri?”
Ayça Bilgin
(Edebiyatçılar Derneği Genel Sekreteri)
Konuşmacılar:
Gökhan Cengizhan (Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı)
Ataol Behramoğlu (Onur Konuğu)
Şener Tokcan (Datça Belediye Başkanı)
Saat: 22.00
Yer: Amfitiyatro
“Onur Konuğu Ataol Behramoğlu”
Sunuş: Metin Demirtaş
“Ataol Behramoğlu / Haluk Çetin”
(şiir – müzik dinletisi)
2. GÜN: 13 AĞUSTOS 2010
Saat: 17.00
Yer: Özbel Kapı Cafe Restaurant
“Babam Neden öldürüldü Anne?”
(Türkiye'nin Aydınlık Yüzlerine Karşı İşlenen Suikastler)
Katılımcılar:
Öner Yağcı, Ali Bulunmaz, Özge Mumcu,
Saat: 18.00
Yer: Özbel Kapı Cafe Restaurant
Dünden Bugüne; “Basın Nereye?”
Katılımcılar:
Ahmet Abakay, Özgen Acar, Mehmet Faraç
Saat: 21.30
Yer: Amfitiyatro
“Stand Up”
“Parasızlıktan Satışa Çıkarılan Anılar”
Sunan: Hasan Uysal
Saat: 22.30
Yer: Amfitiyatro
Konser
“Yamacımda Türküler”
Haldun Karabudak
Gitar / Vokal: Tuncay Baytemur, Nefesli: Yücel Erbasan, Bas Gitar: Burak Demir
3. GÜN: 14 AĞUSTOS 2010
Saat: 17.00
Yer: Kent Park
“Hayatın ve Tarihin Tanıklığında; Roman”
Katılımcılar:
Erendiz Atasü, Enver Aysever, Tekin Sönmez
Saat: 18.00
Yer: Kent park
“Günbatımında Şiirler”
(şiir dinletisi)
Katılımcılar:
Çetin Öner, Gökhan Cengizhan, , Metin Demirtaş, Sururi Baykal, Ali Rıza Kars, Koray Feyiz, , İsa İnan, Oğuz Tümbaş
Ataol Behramoğlu, 12 Ağustos 2010 Perşembe günü Datça Amfitiyatro’da Haluk Çetin ile birlikte şiir-müzik dinletisinde yer alacak.
Ayrıca, Can Yücel, ölümünün 11. yılında, Can Yücel kahvesinde yapılacak bir toplantıyla anılacak. Etkinlik kapsamında Can Yücel Müze Evi ve Can Yücel Anıt Mezarı da ziyaret edilecek.
Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayın Yönetmeni Orhan Tüleylioğlu da, “Neden Öldürüldüler” konulu fotoblok sergisini, etkinlik boyunca sergileyecek.
Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı Gökhan Cengizhan yaptığı açıklamada;
“Edebiyatçılar Derneği, örgütlü kurumsal yapısıyla, ülkemizin pek çok bölgesinde, kentinde, beldesinde etkinlik düzenliyor. Derneğimizin, yoğun bir tempoyla sürdürdüğü etkinliklerin arka planında, has edebiyatın ve has edebiyatçının onurunu kamuoyunda yükseltmek, edebiyat sevgisini ve bilincini gelecek kuşaklara taşımak anlayışı yatıyor.
Kültürün ve sanatın alabildiğine popülerleştiği bugünkü koşullarda, edebiyatın derin sesini insanlarımıza duyurmak gerekiyor. Düzenlediğimiz her etkinlik, ortaya koyduğu nitel ağırlıkla, ülke edebiyatında yer alan kadrolar ve eğilimler arasındaki dayanışmayı pekiştiriyor.
Bu anlayış, DATÇA EDEBİYAT GÜNLERİ ile yeni bir ivme kazanıyor; Datça Belediyesi ve Edebiyatçılar Derneği işbirliğiyle, yepyeni bir açılım hayata geçiriliyor. Yerelden ulusala uzanan bir kültürel altyapı, Datça Belediyesi'nin ve Edebiyatçılar Derneği'nin ortak katkısıyla, daha da güçleniyor.” Dedi
1. GÜN: 12 AĞUSTOS 2010
Saat: 14.00
Can Yücel Müze Evi Ziyareti
Saat: 15.00
Yer: Can Yücel Kahvesi
“Öyle Rüzgar Esiyor Ki Bu Datça’da”
Can Yücel’i Anıyoruz
Yöneten: Ataol Behramoğlu
Katılımcılar:
Çetin Öner, Koray Feyiz, Güzel Yücel
Saat: 17.00
Yer: Güneş Şirketler Grubu Sergi Salonu
“Neden Öldürüldüler?”
Fotoblok Sergisi / Orhan Tüleylioğlu
(Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı
Yayın Yönetmeni)
Saat: 18.00
Can Yücel Anıt Mezar Ziyareti
Saat: 21.30
Yer: Amfitiyatro
“Etkinlik Açılışı”
Sunuş: Şebnem Gürsoy
“Neden Datça, Neden Edebiyat Günleri?”
Ayça Bilgin
(Edebiyatçılar Derneği Genel Sekreteri)
Konuşmacılar:
Gökhan Cengizhan (Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı)
Ataol Behramoğlu (Onur Konuğu)
Şener Tokcan (Datça Belediye Başkanı)
Saat: 22.00
Yer: Amfitiyatro
“Onur Konuğu Ataol Behramoğlu”
Sunuş: Metin Demirtaş
“Ataol Behramoğlu / Haluk Çetin”
(şiir – müzik dinletisi)
2. GÜN: 13 AĞUSTOS 2010
Saat: 17.00
Yer: Özbel Kapı Cafe Restaurant
“Babam Neden öldürüldü Anne?”
(Türkiye'nin Aydınlık Yüzlerine Karşı İşlenen Suikastler)
Katılımcılar:
Öner Yağcı, Ali Bulunmaz, Özge Mumcu,
Saat: 18.00
Yer: Özbel Kapı Cafe Restaurant
Dünden Bugüne; “Basın Nereye?”
Katılımcılar:
Ahmet Abakay, Özgen Acar, Mehmet Faraç
Saat: 21.30
Yer: Amfitiyatro
“Stand Up”
“Parasızlıktan Satışa Çıkarılan Anılar”
Sunan: Hasan Uysal
Saat: 22.30
Yer: Amfitiyatro
Konser
“Yamacımda Türküler”
Haldun Karabudak
Gitar / Vokal: Tuncay Baytemur, Nefesli: Yücel Erbasan, Bas Gitar: Burak Demir
3. GÜN: 14 AĞUSTOS 2010
Saat: 17.00
Yer: Kent Park
“Hayatın ve Tarihin Tanıklığında; Roman”
Katılımcılar:
Erendiz Atasü, Enver Aysever, Tekin Sönmez
Saat: 18.00
Yer: Kent park
“Günbatımında Şiirler”
(şiir dinletisi)
Katılımcılar:
Çetin Öner, Gökhan Cengizhan, , Metin Demirtaş, Sururi Baykal, Ali Rıza Kars, Koray Feyiz, , İsa İnan, Oğuz Tümbaş
RAMAZANDA CAZ
Ramazan vesilesiyle bu yıl ilk kez gerçekleştirilen “Ramazan’da Caz”, caz sanatçılarının en büyüklerini ağırlıyor. “Ramazanda Caz”, toplumsal barışın, her şeyden önce aynı kültür ürünlerini paylaşmakla kurulduğunu hatırlatacak.
‘Ramazanda Caz’, Topkapı Sarayı’nın I. Avlusu’nun büyülü atmosferinde ve İstanbul’un en çok sevilen açıkhava mekanlarından Arkeoloji Müzesi’nin bahçesinde düzenlenecek sekiz konserden oluşuyor. Festival, dünyaca ünlü Müslüman caz sanatçıları Ahmad Jamal, Anouar Brahem, Abdullah Ibrahim ve Dhafer Youssef’i ağırlayacak. Etkinlikte Türkiye’den de sevilen cazcılar İlhan Erşahin ve ydın Esen sahneye çıkacak. Esen festivalde, Ramazan temalı ‘Aydın Esen Plays for Ramadan’ başlıklı özel programını seslendirecek. İstanbullu cazseverlerin gayet iyi tanıdıkları bu sanatçılar, bu kez geniş katılımlı konserlerle, her kesimden izleyiciye ve belki de geleceğin cazseverlerine seslenecekler.
Festival kapsamında cazın yanı sıra Dede Efendi de yer alıyor. Günümüzün en iyi eski Türk Müziği yorumcularından Münip Utandı’nın Dede Efendi Ensemble ile Arkeoloji Müzesinde vereceği konser, klasik Türk musikisi meraklıları için az bulunur bir fırsat olacak.
Festivalin son konserindeyse Kudsi Erguner ve topluluğu sahneye çıkacak. ‘Islam Blues’ başlıklı bu konser, farklı müzik formları arasında çalışan sanatçıların dünya kültürüne katkılarını ortaya koymayı hedefleyen ‘Ramazanda Caz’ın son noktası olacak.
2010 Ajansı’nın desteğiyle, ‘Ramazan İstanbul’ etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “Ramazanda Caz”la, Ramazan’ın ve müziğin tadını çıkaralım.
ETKİNLİK TAKVİMİ
14 Ağustos Cumartesi: Anouar Brahem Quartet / Arkeoloji Müzesi
17 Ağustos Salı: Ahmad Jamal Quartet / Topkapı Sarayı
18 Ağustos Çarşamba: Dhafer Youssef Quartet / Arkeoloji Müzesi
20 Ağustos Cuma: Dede Efendi Ensemble – Münip Utandı / Arkeoloji Müzesi
21 Ağustos Cumartesi: İlhan Erşahin’s Istanbul Sessions / Arkeoloji Müzesi
24 Ağustos Salı: Abdullah Ibrahim Trio / Topkapı Sarayı
26 Ağustos Perşembe: Aydın Esen Group / Arkeoloji Müzesi (Aydın Esen Plays For Ramadan)
31 Ağustos Salı: Kudsi Erguner Ensemble ‘Islam Blues’ / Topkapı Sarayı
http://www.allaboutjazz.com/
‘Ramazanda Caz’, Topkapı Sarayı’nın I. Avlusu’nun büyülü atmosferinde ve İstanbul’un en çok sevilen açıkhava mekanlarından Arkeoloji Müzesi’nin bahçesinde düzenlenecek sekiz konserden oluşuyor. Festival, dünyaca ünlü Müslüman caz sanatçıları Ahmad Jamal, Anouar Brahem, Abdullah Ibrahim ve Dhafer Youssef’i ağırlayacak. Etkinlikte Türkiye’den de sevilen cazcılar İlhan Erşahin ve ydın Esen sahneye çıkacak. Esen festivalde, Ramazan temalı ‘Aydın Esen Plays for Ramadan’ başlıklı özel programını seslendirecek. İstanbullu cazseverlerin gayet iyi tanıdıkları bu sanatçılar, bu kez geniş katılımlı konserlerle, her kesimden izleyiciye ve belki de geleceğin cazseverlerine seslenecekler.
Festival kapsamında cazın yanı sıra Dede Efendi de yer alıyor. Günümüzün en iyi eski Türk Müziği yorumcularından Münip Utandı’nın Dede Efendi Ensemble ile Arkeoloji Müzesinde vereceği konser, klasik Türk musikisi meraklıları için az bulunur bir fırsat olacak.
Festivalin son konserindeyse Kudsi Erguner ve topluluğu sahneye çıkacak. ‘Islam Blues’ başlıklı bu konser, farklı müzik formları arasında çalışan sanatçıların dünya kültürüne katkılarını ortaya koymayı hedefleyen ‘Ramazanda Caz’ın son noktası olacak.
2010 Ajansı’nın desteğiyle, ‘Ramazan İstanbul’ etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “Ramazanda Caz”la, Ramazan’ın ve müziğin tadını çıkaralım.
ETKİNLİK TAKVİMİ
14 Ağustos Cumartesi: Anouar Brahem Quartet / Arkeoloji Müzesi
17 Ağustos Salı: Ahmad Jamal Quartet / Topkapı Sarayı
18 Ağustos Çarşamba: Dhafer Youssef Quartet / Arkeoloji Müzesi
20 Ağustos Cuma: Dede Efendi Ensemble – Münip Utandı / Arkeoloji Müzesi
21 Ağustos Cumartesi: İlhan Erşahin’s Istanbul Sessions / Arkeoloji Müzesi
24 Ağustos Salı: Abdullah Ibrahim Trio / Topkapı Sarayı
26 Ağustos Perşembe: Aydın Esen Group / Arkeoloji Müzesi (Aydın Esen Plays For Ramadan)
31 Ağustos Salı: Kudsi Erguner Ensemble ‘Islam Blues’ / Topkapı Sarayı
http://www.allaboutjazz.com/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





