MADDE-IŞIK sergisi, medya sanatında sezgiye, fizikselliğe ve duyulara dayalı, insan vücudunu sanat deneyiminin merkezinde tutan yeni yönelimlere tanıklık ediyor ve elektronik akademizmi kenara itiyor.
Yapıtların bazıları madde ve ışığın işbirliğine dayalı deneyimler sunarken, bazıları bu iki öge arasındaki sürtüşmeden doğuyor. Kiminde Madde Işık’a, kiminde Işık Madde’ye dönüşüyor.
KÜRATÖR
Richard Castelli
1. kat
Kuşatılma
Sarah KENDERDINE & Jeffrey SHAW - YER-TÜRKİYE
2. ve 3. katlar
Fiziksel Sanallık Physical Virtuality
Thomas McINTOSH, Emmanuel MADAN & Mikko HYNNINEN - ONDULATION
4. kat
Fiziksel Sanallık
Christian PARTOS - AQUAGRAF
Christian PARTOS - M.O.M.
Christian PARTOS - STEP-MOTOR ANIMATIONS
5. kat
Fiziksel Sanallık
Erwin REDL - MATRIX II
6. kat
Fiziksel Sanallık
GRANULAR-SYNTHESIS (Kurt HENTSCHLÄGER & Ulf LANGHEINRICH) - MODELL 5
Kuşatılma
Ulf LANGHEINRICH - LAND
Granular-Synthesis (Kurt HENTSCHLÄGER & Ulf LANGHEINRICH)
Video Performans Saatleri
13.00–13.45
15.00–15.45
17.00–17.45
Sergi Ziyaret Saatleri:
Pazar ve pazartesi hariç 12.00–19.00
27 Eylül 2010
20 Eylül 2010
Şerbetli Baklava Belgeseli
Dünyanın çeşitli televizyonlarına sayısız belgesel yapan ve çalışmaları, çeşitli film ve televizyon festivallerinde çok sayıda ödül olan Yunan kökenli bir Fransız yönetmen Angelos Abazoglou’nun Douceurs d’Orient (Tatlı Dünyası) adlı filmin gala gösterimi, 23 Eylül Perşembe akşamı, saat 19:30’da Taksim, Fransız Kültür Merkezi’nde yapılacak.
Türk-Yunan ortak yapımı Douceurs d’Orient (Tatlı Dünyası), 16 yaşında Antep’te yaşayan bir baklavacı çırağının usta olma sevdasıyla İstanbul’a yaptığı yolculuk ekseninde baklavanın öyküsünü anlatıyor. Cyclope yapımı olarak gerçekleştirilen projeye, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul Ajansı’nın desteğiyle 2009 yılı sonunda başlandı. Fransız ARTE, Arap El-Cezire, Yunan ERT, Macar Duna, İspanyol ve Portekiz Chello ve Japon NHK televizyonlarında gösterime girmesi kesinleşen film, önümüzdeki aylarda on ayrı ülkenin televizyonlarında izlenebilecek. Line production: Mesut Yaşar Tufan. Assistant director: Kerem Bumin (Semih Kaplanoğlu’nun da asistanlığı yapmış olan)
Uluslararası bir çok projede imzası olan Angelos Abazoglou, ele aldığı konuları keskin bir bakışla değerlendirmesiyle tanınıyor. Anadolu’nun ücra bir köşesinde tatlıcılık mesleğiyle uğraşan ve usta olmayı kafaya koyan bir tatlı çırağının İstanbul’da usta oluş hikâyesi üzerinden baklavanın yapım sürecini, tatlı dünyasının emektarlarının işleriyle kurdukları derinlikli, etkileyici ilişkiyi anlatan filmin çekimleri Gaziantep’te başlayıp İstanbul’da tamamlandı ve altı hafta sürdü.
Filmi zengin Türk kültürünü, tatlı dünyası üzerinden anlatmayı ve dünyaya tanıtmayı amaçlayan bir proje olarak değerlendiren 2010 AKB Ajansı, tatlının ve anlam dünyasının İstanbul’un binlerce yıllık çok kültürlü yapısının ve farklı kültürlerle buluşmasının en derin sembollerinden biri olduğu düşüncesiyle yapıma destek verdiğini açıkladı.
Üç aylıkken Atina’dan Paris’e yerleşen Kafkas kökenli, İstanbullu bir Rum ailesinin çocuğu olan Angelos Abazoglou, filmi ve onu Türkiye’ye çeken geçmişi hakkında şunları söylüyor:
“Bu filme başlayana kadar İstanbul’a sadece turistik gözle bakmıştım. Filmi yaparken köklerimin burada olduğunu daha çok hissettim. Özellikle Türklerin oyunculuğa yatkınlığı beni çok şaşırttı. Profesyonel oyuncu kullanmamamıza rağmen mükemmel performanslara şahit oldum. Çekim ekibiyle filmde rol alanlar arasında öyle bir saydamlık yakaladık ki, aramızda kamera yokmuş gibi gerçekçi bir sonuç aldık. Bu da proje için çok önemliydi. Çünkü Fransız sinemasının en yaratıcı film akımlarından olan cinéma verité (hakiki sinema) stili ve tadı ancak böyle yakalanıyor. Baklavanın oluşum süreçleriyle insanın kendini, kişiliğini, dünyayı keşfediş süreçleri arasında özellikle tasavvuf literatüründen esinle paralellikler kurmak, Türk kültürünün dışarıdan sade görünen, içine girildiğinde ne kadar derin ve zengin olduğu anlaşılan kodlarını gün ışığına çıkarma amacını taşıyordu.”
“Çocukluğumdan beri, iki tür eğitim gördüm. Biri yaşadığım Fransa’da okulda aldığım eğitim, diğeri ise nispeten şark usulü diyebileceğim, usta ile öğrencisinin daha birebir ilişkisinden doğan bir eğitim. Osmanlı kökenli ve son derece yetkin bir eğitim almış olan babam, bildiklerini bir şekilde oğluna miras bırakmayı kendine vazife edinmişti. Bütün okul hayatım boyunca, hiç aksatmadan sabahın beşinde kalkıp, yedideki otobüse binene kadar beraber yaklaşık iki saat vakit geçirirdik. Bana bilimin ve sanatın kapılarını açar, güzel ve faydalı şeylerin neler olduğunu anlatırdı. Ben buna razı olmayabilir, bu kadar erken sıcacık yatağımdan çıkmayı reddedebilirdim ama babamla birlikte geçirdiğim, üzerimde uyku mahmurluğu ile yarı rüyada olduğum o anları seviyordum. Babam benim kişiliğimi şekillendirirken, onun bana anlattıkları da ilerde yalnız başıma olacağım dünyayı daha iyi anlamama yardımcı oluyordu. Babam ben on beş yaşındayken öldü ve sanki başlı başına bir yaşam felsefesi de onunla aynı akıbete uğradı. Bugün, usta-çırak ilişkisindeki öğreti tılsımını yeniden görebilmek için bu alême dalmayı düşündüm.”
"Babam İstanbul’da doğdu. Çocukken, beni her sabah okula gitmeden iki saat önce uyandırır ve bildiklerini bana öğretirdi. Okulda öğrendiklerimizden farklı şeyleri, bilimi, hayatı anlatırdı. Bunlar aklımda yer ettiği için hep Türkiye’de bir film çekmek istedim. Bilginin bir kuşaktan diğerine aktarıldığı usta- çırak ilişkisinin hala canlı olduğu bir alan bulmak istedim. Geleneğe en fazla bağlı kalınan zanaatın Doğu’ya özgü tatlıcılık olduğunu keşfettim. Usta-çırak ilişkisi de kullanılan alet edevat ve yöntemler değiştirildiği için modernizasyonla birlikte değişime uğradı. Ama bir baklava atölyesinde hiçbir makine yok. Her şey elde hazırlanıyor. Böylece kendi kimliğimi ararken ona en uygun metaforu buldum. Tatlıcılık hem bir gerçeklik olduğu için belgesel çalışmasına elverişli malzemeye sahip hem de moderniteye rağmen dünyada yerini korumaya çalışan bir geleneğin yansıması.”
İstanbul, 2010 Sahne Kadınların
Kadınlar, sinema, fotoğraf ve tasarım atölyelerinin ardından, ürünleriyle, İstanbul’un geçmişi ve bugününü, yaşamayı düşledikleri İstanbul’u anlatıyor… Tasarımlarla, filmlerle, fotoğraflarla… Kadınların İstanbul’a çıkacağı, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı kapsamındaki sergiler 20 Eylül’de başlıyor.
Bu sergide, geç saatlerde korkuyla dolaştığımız ya da çıkamadığımız sokakları, bazen yürümekte zorlandığımız kaldırımları, yakamızda iğnelerle bindiğimiz otobüsleri, bazen içinde olmadığımız, olamadığımız İstanbul var. Ama aynı zamanda düşlediğimiz İstanbul var… Sokakların tek bir cinse ait olmadığını ya da erkeklerin de bebek bezi değiştirebileceğini gösteren tabelalar… Arzu Okay Açık Hava Sineması’na giden yollar… Meydanlara firar etmiş ev eşyaları…
Otuzu aşkın kadın, Aralık 2009’da fotoğraf, sinema, tasarım atölyelerinde, Filmmor’da buluştuk. Evin işi, şehrin hengâmesi, hayat gailesi içinde fotoğraflarımız, filmlerimiz, tasarımlarımızla bu şehirde nasıl yaşadığımızı, yaşamak istediğimizi sizlerle paylaşmak istedik… Evin işi, şehrin hengamesi, hayat gailesi demeden, eşiğin, komşunun, pazarın ötesindeki sokaklar, sahiller, sinemalar, köprüler, meydanlarda kadınlarla buluşalım, İstanbul’a çıkalım istedik…
Günün her saati, dilediğimizce İstanbul’a çıkabileceğimiz bir gelecek düşüyle…
Kadınların gözünden, geçmişi, bugünü ve düşlediğimiz haliyle İstanbul’u paylaştığımız sergilerin tarih ve yerleri:
- 20-28 Eylül, Bakırköy, Özgürlük Meydanı, Kadın Meclisi Sokağı,
- 1-10 Ekim, Beyoğlu, Taksim Meydanı ve Cihangir Parkı,
- 15-24 Ekim, Kağıthane Meydanı,
- 1-6 Kasım, Tuzla Meydanı.
Ev İçine Hapsolmayalım. Haydi! İstanbul’a Çıkalım…
Filmmor Kadın Kooperatifi
Sergi Hakkında
Tasarımlar: Prangalı rende ve ütü, cinsiyet eşitliği gözeten şehir tabelaları, ev –sokak eşyaları…
Tasarım Grubu: Ece Çetin, Feyza Çanaklı, Lale Bakırezer, Öznur Söylem / Yönetmen: Ayşe Bali
Fotoğraflar: İstanbul’a dair, İstanbul’dan 30 fotoğraf ve sergi-atölye-kamera arkası fotoğrafları.
Fotoğraf Atölyesi: Banu Demiroğlu, Bengi Başaran, Gün Araf, Kumral Kepkep, Melike Odabaş, Nihan Önder, Özden Demir, Pınar Selimoğlu, Sibel Gül / Atölye yönetmeni: Laleper Aytek, Senem Sinem
Filmler:
-Üç Etek –Erguvan, Lila ve Mor filmlerinden oluşan, İstanbul’a çıkmak için uyulması gereken “kılık-kıyafet”, “etek boyu” kaidelerinin dünü, bugünü, geleceğine dair bir üçleme…
•Erguvan / 2010, DV, Renkli, 20’, Türkçe, İngilizce Altyazılı
İstanbul’da, yüz yılda, sokaklar, köprülerin altından akan sular, sahiller, evler hızla değişir… Moda, yasaklar, kanunlar da… Kadınların kılık-kıyafet, hal-hareket derdi-tasası hep baki kalır… Sözü, yüz yılda değişen ve değişmeyenlere tanıklık eden dört kadın alır…
•Lila / 2010, DV, Renkli, 15’, Türkçe, İngilizce Altyazılı
Kadın dolmuşa adım atmaya çalışır, etekleri dolaşır… Kadın metronun dik merdivenlerini çıkmadan eteklerini çekiştirir… Kadının eteklerindeki taşlar çok ağırdır, adım atacak takati kalmaz bazen… Başa çıkma gayretini elden bırakmazlar yine de… Hepsinin eteklerinin zil çaldığı da olur…
•Mor / 2010, DV, Renkli, 11’, Türkçe, İngilizce Altyazılı
Bir gün dilediğim gibi sokaklara çıksam… Sokak kılığım, sokak tedirginliğim, yok sayıldığımın işaretleri olmaksızın… Şirin Tekeli Sokağı’ndan sapıp Arzu Okay Açık Hava Sineması’na varsam… Bir İstanbul düşlesem ve gerçek olsa…”
-İç Etek / 2010, DV, Renkli, 30’, Türkçe, İngilizce Altyazılı
Evin işi, şehrin hengamesi, hayat gailesi içinde bir araya gelen kadınların İstanbul’a Çıkalım sergisinin, fotoğrafları, tasarımları, filmlerini nasıl ürettiğine dair bir belgesel…
Sinema Atölyesi: Aslı Elif Sakallı, Betül Şenkal, Deniz Nihan Aktan, Elif Sakin, Ezgi Hamzaçebi, Gülşen Duran, Güneş Bodur, Hande Çayır, Hilal Ünal, Hümeyra Erdin, Orsen Küçüktamer, Pınar Kırlar, Simge Vurtok, Sinem Bilgi Demir, Tuğçe Canbolat, Yasemin Temizarabacı / Atölye yönetmeni: Melek Özman, Ülkü Songül
Bu sergide, geç saatlerde korkuyla dolaştığımız ya da çıkamadığımız sokakları, bazen yürümekte zorlandığımız kaldırımları, yakamızda iğnelerle bindiğimiz otobüsleri, bazen içinde olmadığımız, olamadığımız İstanbul var. Ama aynı zamanda düşlediğimiz İstanbul var… Sokakların tek bir cinse ait olmadığını ya da erkeklerin de bebek bezi değiştirebileceğini gösteren tabelalar… Arzu Okay Açık Hava Sineması’na giden yollar… Meydanlara firar etmiş ev eşyaları…
Otuzu aşkın kadın, Aralık 2009’da fotoğraf, sinema, tasarım atölyelerinde, Filmmor’da buluştuk. Evin işi, şehrin hengâmesi, hayat gailesi içinde fotoğraflarımız, filmlerimiz, tasarımlarımızla bu şehirde nasıl yaşadığımızı, yaşamak istediğimizi sizlerle paylaşmak istedik… Evin işi, şehrin hengamesi, hayat gailesi demeden, eşiğin, komşunun, pazarın ötesindeki sokaklar, sahiller, sinemalar, köprüler, meydanlarda kadınlarla buluşalım, İstanbul’a çıkalım istedik…
Günün her saati, dilediğimizce İstanbul’a çıkabileceğimiz bir gelecek düşüyle…
Kadınların gözünden, geçmişi, bugünü ve düşlediğimiz haliyle İstanbul’u paylaştığımız sergilerin tarih ve yerleri:
- 20-28 Eylül, Bakırköy, Özgürlük Meydanı, Kadın Meclisi Sokağı,
- 1-10 Ekim, Beyoğlu, Taksim Meydanı ve Cihangir Parkı,
- 15-24 Ekim, Kağıthane Meydanı,
- 1-6 Kasım, Tuzla Meydanı.
Ev İçine Hapsolmayalım. Haydi! İstanbul’a Çıkalım…
Filmmor Kadın Kooperatifi
Sergi Hakkında
Tasarımlar: Prangalı rende ve ütü, cinsiyet eşitliği gözeten şehir tabelaları, ev –sokak eşyaları…
Tasarım Grubu: Ece Çetin, Feyza Çanaklı, Lale Bakırezer, Öznur Söylem / Yönetmen: Ayşe Bali
Fotoğraflar: İstanbul’a dair, İstanbul’dan 30 fotoğraf ve sergi-atölye-kamera arkası fotoğrafları.
Fotoğraf Atölyesi: Banu Demiroğlu, Bengi Başaran, Gün Araf, Kumral Kepkep, Melike Odabaş, Nihan Önder, Özden Demir, Pınar Selimoğlu, Sibel Gül / Atölye yönetmeni: Laleper Aytek, Senem Sinem
Filmler:
-Üç Etek –Erguvan, Lila ve Mor filmlerinden oluşan, İstanbul’a çıkmak için uyulması gereken “kılık-kıyafet”, “etek boyu” kaidelerinin dünü, bugünü, geleceğine dair bir üçleme…
•Erguvan / 2010, DV, Renkli, 20’, Türkçe, İngilizce Altyazılı
İstanbul’da, yüz yılda, sokaklar, köprülerin altından akan sular, sahiller, evler hızla değişir… Moda, yasaklar, kanunlar da… Kadınların kılık-kıyafet, hal-hareket derdi-tasası hep baki kalır… Sözü, yüz yılda değişen ve değişmeyenlere tanıklık eden dört kadın alır…
•Lila / 2010, DV, Renkli, 15’, Türkçe, İngilizce Altyazılı
Kadın dolmuşa adım atmaya çalışır, etekleri dolaşır… Kadın metronun dik merdivenlerini çıkmadan eteklerini çekiştirir… Kadının eteklerindeki taşlar çok ağırdır, adım atacak takati kalmaz bazen… Başa çıkma gayretini elden bırakmazlar yine de… Hepsinin eteklerinin zil çaldığı da olur…
•Mor / 2010, DV, Renkli, 11’, Türkçe, İngilizce Altyazılı
Bir gün dilediğim gibi sokaklara çıksam… Sokak kılığım, sokak tedirginliğim, yok sayıldığımın işaretleri olmaksızın… Şirin Tekeli Sokağı’ndan sapıp Arzu Okay Açık Hava Sineması’na varsam… Bir İstanbul düşlesem ve gerçek olsa…”
-İç Etek / 2010, DV, Renkli, 30’, Türkçe, İngilizce Altyazılı
Evin işi, şehrin hengamesi, hayat gailesi içinde bir araya gelen kadınların İstanbul’a Çıkalım sergisinin, fotoğrafları, tasarımları, filmlerini nasıl ürettiğine dair bir belgesel…
Sinema Atölyesi: Aslı Elif Sakallı, Betül Şenkal, Deniz Nihan Aktan, Elif Sakin, Ezgi Hamzaçebi, Gülşen Duran, Güneş Bodur, Hande Çayır, Hilal Ünal, Hümeyra Erdin, Orsen Küçüktamer, Pınar Kırlar, Simge Vurtok, Sinem Bilgi Demir, Tuğçe Canbolat, Yasemin Temizarabacı / Atölye yönetmeni: Melek Özman, Ülkü Songül
17 Eylül 2010
Çırağan Sarayı'nda 'Gelecekten Masallar' dinlemeye davetlisiniz
Besteci ve multimedya sanatçısı Sinan Bökesoy tarafından hayata geçirilen ‘Gelecekten Masallar’ projesinin final konseri Çırağan Sarayı’nın terasında 20 Eylül Pazartesi günü gerçekleşecek. Çırağan Palace Kempinski’nin katkılarıyla düzenlenecek olan konser,İstanbulluları bambaşka bir müzik deneyimine çağırıyor.
Bökesoy’un “Tales of Future” albümünde bulunan ve ayrıca İstanbul Boğazı’nın geçmiş hikayelerinden ve seslerinden esinlenerek hazırladığı yeni eserlerinin performansından oluşacak bu sanat ve teknoloji birlikteliğinde İstanbul Boğazı’ndan gelen sesler de canlı olarak altyapıda işlenecek. Ayrıca insan boyunda robotlar 7 ayrı perküsyon enstrümanını icra ederek orkestraya eşlik edecek.
Hüsnü Şenlendirici’den Roland Auzet’e ve Eyüp Hamiş ten Nilgün Ketenci’ye dünya çapında birçok ismin de aralarında bulunduğu 12 usta müzisyen, bu yenilikçi orkestrayı lokal tatları ve etnik tınıları ile zenginleştirecekler.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Müzik ve Opera Yönetmenliği etkinlikleri kapsamında Temmuz ve Ağustos aylarında İstanbullulara bambaşka bir müzik deneyimi yaşatan ‘Gelecek Masallar’ projesi, hafızalardan silinmeyecek bir konserle final yapıyor.
İstanbul Boğazı'nın zengin akustik potansiyeli ve yerel vurmalı çalgılarla zenginleşecek olan bu multi-medya konser, Çırağan Sarayı terasından muhteşem Boğaz manzarası eşliğinde, 20 Eylül Pazartesi akşamı saat 20:15’de İstanbullulara buluşacak.
‘İstanbul, Teknoloji ve Sanat’ Çırağan Sarayı’nda Gelecekten Masallar Anlatacak…
Gelecekten Masallar’ın proje mimarı besteci ve multimedya sanatçısı Sinan Bökesoy’un Kız Kulesi ve Sepetçiler Kasrı gibi özel mekanlara yerleştirdiği mikrofonlar sayesinde 24 saat yaşayan İstanbul Boğazı’nın seslerini de sahneye taşıyor. Eserlerin belirli yerlerinde, seyir halindeki vapurlar da düdükleriyle konsere dahil olacak. Performans esnasında Bökesoy, kollarına yerleştireceği hareket algılayıcılar sayesinde eş zamanlı olarak ses ve görsel projeksiyonları işleyebilecek, her iki yanına konumlanacak devasa robotlarını geleneksel Türk perküsyon enstrümanlarını ustalıkla çalabilen müzisyenlere dönüştürecek. Ayrıca besteciye, içlerinde Hüsnü Şenlendirici’den Roland Auzet’ye, Eyüp Hamiş ten Nilgün Ketenci’ye dünya çapında birçok usta müzisyenin de aralarında bulunduğu 12 kişilik grubu da eşlik edecek.
İstanbul Şehir Hatları Vapurundan Görsel Şölen Eşliğinde Ücretsiz Dinleti
Çırağan Sarayı’nı, İstanbul’un kültürel mirasının ve yenilikçi sanat ruhunun ‘masalsı diyarına’ dönüştürecek konser, İDO şehir hatları vapurundan ücretsiz olarak izlenebilecek.
İstanbulların rezervasyonla katılabilecekleri vapur dinletisi için: Fethi Okan - 0212 327 0012
Bökesoy’un “Tales of Future” albümünde bulunan ve ayrıca İstanbul Boğazı’nın geçmiş hikayelerinden ve seslerinden esinlenerek hazırladığı yeni eserlerinin performansından oluşacak bu sanat ve teknoloji birlikteliğinde İstanbul Boğazı’ndan gelen sesler de canlı olarak altyapıda işlenecek. Ayrıca insan boyunda robotlar 7 ayrı perküsyon enstrümanını icra ederek orkestraya eşlik edecek.
Hüsnü Şenlendirici’den Roland Auzet’e ve Eyüp Hamiş ten Nilgün Ketenci’ye dünya çapında birçok ismin de aralarında bulunduğu 12 usta müzisyen, bu yenilikçi orkestrayı lokal tatları ve etnik tınıları ile zenginleştirecekler.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Müzik ve Opera Yönetmenliği etkinlikleri kapsamında Temmuz ve Ağustos aylarında İstanbullulara bambaşka bir müzik deneyimi yaşatan ‘Gelecek Masallar’ projesi, hafızalardan silinmeyecek bir konserle final yapıyor.
İstanbul Boğazı'nın zengin akustik potansiyeli ve yerel vurmalı çalgılarla zenginleşecek olan bu multi-medya konser, Çırağan Sarayı terasından muhteşem Boğaz manzarası eşliğinde, 20 Eylül Pazartesi akşamı saat 20:15’de İstanbullulara buluşacak.
‘İstanbul, Teknoloji ve Sanat’ Çırağan Sarayı’nda Gelecekten Masallar Anlatacak…
Gelecekten Masallar’ın proje mimarı besteci ve multimedya sanatçısı Sinan Bökesoy’un Kız Kulesi ve Sepetçiler Kasrı gibi özel mekanlara yerleştirdiği mikrofonlar sayesinde 24 saat yaşayan İstanbul Boğazı’nın seslerini de sahneye taşıyor. Eserlerin belirli yerlerinde, seyir halindeki vapurlar da düdükleriyle konsere dahil olacak. Performans esnasında Bökesoy, kollarına yerleştireceği hareket algılayıcılar sayesinde eş zamanlı olarak ses ve görsel projeksiyonları işleyebilecek, her iki yanına konumlanacak devasa robotlarını geleneksel Türk perküsyon enstrümanlarını ustalıkla çalabilen müzisyenlere dönüştürecek. Ayrıca besteciye, içlerinde Hüsnü Şenlendirici’den Roland Auzet’ye, Eyüp Hamiş ten Nilgün Ketenci’ye dünya çapında birçok usta müzisyenin de aralarında bulunduğu 12 kişilik grubu da eşlik edecek.
İstanbul Şehir Hatları Vapurundan Görsel Şölen Eşliğinde Ücretsiz Dinleti
Çırağan Sarayı’nı, İstanbul’un kültürel mirasının ve yenilikçi sanat ruhunun ‘masalsı diyarına’ dönüştürecek konser, İDO şehir hatları vapurundan ücretsiz olarak izlenebilecek.
İstanbulların rezervasyonla katılabilecekleri vapur dinletisi için: Fethi Okan - 0212 327 0012
14 Eylül 2010
47.Altın Portakal Film Festivali (09-14 Ekim 2010)
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle, Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın organize edeceği 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 09 – 14 Ekim 2010 tarihleri arasında gerçekleşecek.
Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’yle ilgili ilk detaylar 1 Temmuz 2010′da yapılan değerlendirme toplantısıyla belirlendi. Festivali yapan Aksav (Antalya Kültür Sanat Vakfı) ve destekleyicisi Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden yöneticilerin, Belediye Başkanı ve Aksav Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın’ın, festival direktörü Göksel Kumsal’ın ve festivalin genel sanat yönetmeni Deniz Ziya Temeltaş’ın evsahipliğinde İstanbul’da toplanan Türk sineması bu yıl 9 Ekim 2010′da başlayacak festival hakkında bilgilendirildi.
Onur Ödülleri: Festival bu sene onur ödüllerini senarist Safa Önal, yönetmen Ertem Göreç, oyuncu Nur Sürer, oyuncu Gülşen Bubikoğlu, oyuncu Metin Akpınar ve oyuncu, yönetmen Zeki Alasya’ya verilecek. Her yıl yeni sahibine devredilen Yıldırım Önal Anı ödülü ise bu sene Yıldız Kenter’e verilecek. Yeşilçam Sinema Emek ödülünü bu yıl alacak isim oyuncu Necemettin Çobanoğlu oldu. Bu yıl ilk kez verilecek yeni bir ödül ise Sanatta Sosyal Sorumluluk ödülü. Bu ödülün ilk sahibi ise oyuncu Müjdat Gezen.
Jüriler: Festivale başvuracak filmlerin sayısının yüksek olacağı beklentisinden dolayı her yıl olduğu gibi bu yıl da en az yedi kişiden oluşan bir ön jüri oluşturulacak. Ulusal yarışma filmlerini değerlendirecek ana jüri ise henüz belli değil. Belgesel film jürisinde yer alacak ilk isim Serge Avedikian. Yönetmen son filmi ile Cannes Film Festivali’nden ödül almıştı.
Kısa film jürisindeki ilk yabancı isim ise Megan Mylan. Ödüller: Festivalde en iyi kısa filme 10.000 TL., en iyi belgesel filme 15.000 TL., ulusal yarışmada en iyi film seçilen yapıma 330.000 TL. verilecek. En iyi yönetmen 50.000 TL.’nin en iyi senarist ise 30.000 TL.’nin sahibi olacak. Bu yıl festival yönetimi en iyi filmin ödülünün yarısı olan 165.000 TL.’yi 01 Mart 2011′e dek ödeyecek. Diğer yarım ise yönetmenin ikinci filminin başlangıcında ödenecek. Ayrıca bu yıl ilk kez en iyi filmin yapımcısına 70.000 TL.’lik teşvik ödülü verilecek. Yapımcı iki yıl içerisinde bir film çekerse bu filmde kullanmak üzere ödülünü alacak.
Özel gösterim: Bu yıl festival kapsamında bir çok özel gösterim yapılacak. Bunlardan en önemlisi Alan Parker’ın 1978 yapımı Geceyarısı Ekspresi (Midnight Express) isimli filmi. İngiliz, Amerikan ortak yapımı olan film Antalya L Tipi Cezaevinde gösterilecek. Festivalin yönetmeliği gereği ulusal festivallerde en iyi film ödülü alan Türk filmleri Altın Portakal’ın ana yarışma bölümüne başvuramıyor. Dvd’si çıkmış ya da televizyonda gösterimi yapılan filmlerde aynı şekilde bu bölümde yarışamıyor. Festivale katılan filmlere 2.500 TL. katılım ücreti ödeniyor. Festival yönetimi bu bedelin bir kısmının meslek birliklerine telif olarak aktarılması konusunda görüşmelerini yürütüyor. Festivalin bu yıl BAKA (Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı) ile yaptığı işbirliği dolayısıyla etkinlikler komşu iller Isparta ve Burdur’a da yayılıyor. Kortej, panaller, sergiler yalnızca Antalya’da değil bu üç il de gerçekleştirilecek. Festivalde gösterilecek yabancı filmlerle ilgili ise çalışmaların neredeyse tamamını genel sanat yönetmeni Deniz Ziya Temeltaş yürütüyor. Temeltaş’ın uzak doğu sinemasına ilgisi biliniyor. Uluslararası seçkinin ağırlıklı olarak Hong Kong, Japonya ve Çin’den oluşması olası. Sinema ve sosyopolitik etkileşim ekseninde yapılacak festiva kapsamında Kemal Sunal anma gecesi de gerçekleştirilecek. 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ilk basın toplantısı ise 28 Temmuz Çarşamba günü gene İstanbul’da yapılacak.
Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’yle ilgili ilk detaylar 1 Temmuz 2010′da yapılan değerlendirme toplantısıyla belirlendi. Festivali yapan Aksav (Antalya Kültür Sanat Vakfı) ve destekleyicisi Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden yöneticilerin, Belediye Başkanı ve Aksav Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın’ın, festival direktörü Göksel Kumsal’ın ve festivalin genel sanat yönetmeni Deniz Ziya Temeltaş’ın evsahipliğinde İstanbul’da toplanan Türk sineması bu yıl 9 Ekim 2010′da başlayacak festival hakkında bilgilendirildi.
Onur Ödülleri: Festival bu sene onur ödüllerini senarist Safa Önal, yönetmen Ertem Göreç, oyuncu Nur Sürer, oyuncu Gülşen Bubikoğlu, oyuncu Metin Akpınar ve oyuncu, yönetmen Zeki Alasya’ya verilecek. Her yıl yeni sahibine devredilen Yıldırım Önal Anı ödülü ise bu sene Yıldız Kenter’e verilecek. Yeşilçam Sinema Emek ödülünü bu yıl alacak isim oyuncu Necemettin Çobanoğlu oldu. Bu yıl ilk kez verilecek yeni bir ödül ise Sanatta Sosyal Sorumluluk ödülü. Bu ödülün ilk sahibi ise oyuncu Müjdat Gezen.
Jüriler: Festivale başvuracak filmlerin sayısının yüksek olacağı beklentisinden dolayı her yıl olduğu gibi bu yıl da en az yedi kişiden oluşan bir ön jüri oluşturulacak. Ulusal yarışma filmlerini değerlendirecek ana jüri ise henüz belli değil. Belgesel film jürisinde yer alacak ilk isim Serge Avedikian. Yönetmen son filmi ile Cannes Film Festivali’nden ödül almıştı.
Kısa film jürisindeki ilk yabancı isim ise Megan Mylan. Ödüller: Festivalde en iyi kısa filme 10.000 TL., en iyi belgesel filme 15.000 TL., ulusal yarışmada en iyi film seçilen yapıma 330.000 TL. verilecek. En iyi yönetmen 50.000 TL.’nin en iyi senarist ise 30.000 TL.’nin sahibi olacak. Bu yıl festival yönetimi en iyi filmin ödülünün yarısı olan 165.000 TL.’yi 01 Mart 2011′e dek ödeyecek. Diğer yarım ise yönetmenin ikinci filminin başlangıcında ödenecek. Ayrıca bu yıl ilk kez en iyi filmin yapımcısına 70.000 TL.’lik teşvik ödülü verilecek. Yapımcı iki yıl içerisinde bir film çekerse bu filmde kullanmak üzere ödülünü alacak.
Özel gösterim: Bu yıl festival kapsamında bir çok özel gösterim yapılacak. Bunlardan en önemlisi Alan Parker’ın 1978 yapımı Geceyarısı Ekspresi (Midnight Express) isimli filmi. İngiliz, Amerikan ortak yapımı olan film Antalya L Tipi Cezaevinde gösterilecek. Festivalin yönetmeliği gereği ulusal festivallerde en iyi film ödülü alan Türk filmleri Altın Portakal’ın ana yarışma bölümüne başvuramıyor. Dvd’si çıkmış ya da televizyonda gösterimi yapılan filmlerde aynı şekilde bu bölümde yarışamıyor. Festivale katılan filmlere 2.500 TL. katılım ücreti ödeniyor. Festival yönetimi bu bedelin bir kısmının meslek birliklerine telif olarak aktarılması konusunda görüşmelerini yürütüyor. Festivalin bu yıl BAKA (Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı) ile yaptığı işbirliği dolayısıyla etkinlikler komşu iller Isparta ve Burdur’a da yayılıyor. Kortej, panaller, sergiler yalnızca Antalya’da değil bu üç il de gerçekleştirilecek. Festivalde gösterilecek yabancı filmlerle ilgili ise çalışmaların neredeyse tamamını genel sanat yönetmeni Deniz Ziya Temeltaş yürütüyor. Temeltaş’ın uzak doğu sinemasına ilgisi biliniyor. Uluslararası seçkinin ağırlıklı olarak Hong Kong, Japonya ve Çin’den oluşması olası. Sinema ve sosyopolitik etkileşim ekseninde yapılacak festiva kapsamında Kemal Sunal anma gecesi de gerçekleştirilecek. 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ilk basın toplantısı ise 28 Temmuz Çarşamba günü gene İstanbul’da yapılacak.
Sanat Sınır Tanımaz
YUAN YE
16 – 30 EYLÜL 2010
MEKE SANAT
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti yılının Meke Sanat’taki uluslararası sergi dizisinin üçüncü sergisinde Fransız ressam Jean-Pierre Chevassus-Adnes ile Çinli ressam Yuan Ye’nin işleri yer alıyor. Her iki sanatçı da resimleriyle sanatın küresel etkisi vurguluyor. 16-30 Eylül tarihleri arasında görülebilir.Her gün 09.00-18.00 arasında açık.
6 Eylül 2010
Efsane İstanbul: Bizantion'dan İstanbul'a - Bir Başkentin 8000 Yılı
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve Sabancı Holding sponsorluğunda, “Efsane İstanbul: Bizantion’dan İstanbul’a - Bir Başkentin 8000 Yılı” başlıklı sergiye ev sahipliği yapacak. 5 Haziran - 26 Eylül 2010 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak sergi, İstanbul’un, Marmaray Projesi kapsamındaki Yenikapı kazılarıyla daha da geriye giden 8000 yıllık eşsiz tarihini, 500’ü aşkın eserle gözler önüne serecek. Sergi, Bizantion’dan Nea Roma’ya, Constantinopolis’ten İstanbul’a; Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarına başkentlik yapmış kentin görkemli tarihine ışık tutarken; ticaret, hediye ve 4. Haçlı Seferi’nde olduğu gibi yağma yoluyla çeşitli ülkelere dağılmış hazineleri bir araya getirecek.
Sergi; İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Vatikan, Macaristan, Yunanistan, Avusturya, Belçika, Hollanda, İrlanda, Katar, Portekiz ve Rusya’daki önde gelen kurumlardan seçilen eserlere ev sahipliği yapacak. Sergide ayrıca, Türkiye’deki devlet müzeleri ile özel müze ve koleksiyonlardan seçilen eserler de yer alacak. Yurtdışından 39, Türkiye’den 19 olmak üzere toplam 58 müzeden seçilen geniş yelpazedeki eserler, sergi aracılığıyla ilk kez bir arada sunulacak.
Sergide; İstanbul’un bir Roma garnizonu iken, Doğu ve Batı Roma’nın ayrılmasından sonra giderek başkente dönüşmesi, Bizans İmparatorluğu’nun gelişme, duraklama ve çöküş evrelerinden sonra 1453 yılında Osmanlılar tarafından fethedilmesiyle yeni bir doğuşa sahne olması anlatılacak. İmparatorluk başkenti İstanbul’un Avrupa tarihiyle özdeşleşen geçmişinin parlak ve çalkantılı evreleri yansıtılacak, şehrin devraldığı çeşitli din ve inanç mirasının oluşturduğu zengin gelenek tanıtılacak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





