İlki 1998’de gerçekleşen İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali’nin 13’üncüsü 29 Ekim – 4 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek. Belgesel Sinemacılar Birliği tarafından gerçekleştirilen festivalde bu yıl, 20’si Türkiye’den olmak üzere toplam 68 belgesel izleyiciyle buluşacak.
Türkiye’nin ilk ve en uzun ömürlü Belgesel Sinema şenliği, İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali’nin 13’üncüsü bu yıl 29 Ekim – 4 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek. Belgesel Sinemacılar Birliği tarafından düzenlenen festival; insanlığa, dünya toplumlarına ayna tutan, birbirinden ilginç ve gerçek öyküleri bu yıl da İstanbul’a taşıyacak.
Kültür Bakanlığı’nın desteği ve Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek 13’üncü İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali 29 Ekim’de başlayacak. ABD, Almanya, İran, Arjantin, Hindistan, Çin, İrlanda ve Fransa başta olmak üzere 24 ayrı ülkeden bu yıl toplam 68 belgeselin gösterimi ücretsiz olarak gerçekleşecek. Festival kapsamında Türkiye’den ve yurtdışından birçok yönetmen de izleyicilerle bir araya gelecek.
Festival kapsamında Beyoğlu’ndaki Tünel meydanı festival alanına çevrilecek ve film gösterimleri Tünel çevresindeki sinema salonlarında gerçekleştirilecek. Belgesellerin gösterimleri Avrupa Yakası’nda Muammer Karaca Tiyatrosu, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi ve Goethe Enstitüsü’nde, Anadolu Yakası’nda ise Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılacak. İstanbul’da sinema laboratuvarı kurulacak
Bu yıl, 13. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali içinde yeni bir bölüm de yer alacak: ”Sinema Laboratuvarı”. Ersan Ocak tarafından kurgulanan Sinema Laboratuvarı’nda, genel olarak sinema, özelde ise belgesel sinema alanında, dünyada yapılan deneylerle, denemelerle ortaya çıkan yenilikler tartışılacak. Sinemanın yeni biçimlerinde "yeni" olanın kavranabilmesi için farklı çerçevelerden bakılacak ve sinemanın geleceğine dair fikirler ortaya atılacak. Bu sene bir dizi seminerle başlayacak olan Sinema Laboratuvarı, gelecek yıllarda bu seminerleri çoğaltmanın yanı sıra, sinema alanında denemeler yapan sinemacıların işlerine de yer vermeyi, festival içinde yeni belgesel sinemanın örneklerinden oluşan bir seyir programı oluşturmayı hedefliyor.
Altı farklı temada almışsekiz filmBu yılki festivalde, filmler altı farklı tema altında toplandı. İş ve Emek, Zor Zamanlara Dair, Modern Zamanlar, İnsana Dair, Evden Uzakta, Sanat ve Tutku ile Çevre başlıkları altında toplanan filmler izleyicilere geniş bir seçki alternatifi sunuyor.
Sıcak Sıcak Filmler
Bu yıl İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali programına alınan Türkiye belgesellerinin önemli bir bölümü, yabancı filmlerinse tümü son iki yılda gerçekleştirilen ve Türkiye’de ilk kez gösterilecek nefes kesen yapımlardan oluşuyor. Ayrıca, 13’üncü İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali çerçevesinde bu yıl izleyiciler, yönetmenlerle daha rahat buluşabilecekler. Festivale katılacak yerli ya da yabancı yönetmenler, filmlerinin gösteriminin ardından kendilerine ayrılan kırk beşer dakikalık sürede izleyicilere hikâyelerini ve deneyimlerini anlatacak.
Yer: Muammer Karaca Tiyatrosu, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, Goethe Enstitüsü, Nazım Hikmet Kültür Merkezi
Tarihler: 29.10.2010~04.11.2010
29 Ekim - 4 Kasım arası
Telefon: 0212 245 89 58 – 245 90 96
Adres: Muammer Karaca Tiyatrosu, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi , Goethe Enstitüsü, Nazım Hikmet Kültür Merkezi
Ücret: Ücretsizdir.
30 Ekim 2010
22 Ekim 2010
ATİNA DORA STRATOU ULUSAL DANS TİYATROSU İSTANBUL PERFORMANSI
28 EKİM 2010, Saat 20.30, MUSTAFA KEMAL GÖSTERİ MERKEZİ (MKM) AKATLAR
ULUSLARARASI DANS KONSEYİ CID-UNESCO
‘’KÜLTÜRLERARASI YAKINLAŞMA PROJESİ ‘’
UNESCO’nun 2010 yılını ‘Kültürlerarası Yeniden Yakınlaşma Yılı’ ilan etmesiyle birlikte, Uluslararası Dans Konseyi CID-UNESCO tarafından düzenlenen proje kapsamında, Yunanistan’ın Ulusal Tiyatrosu Dora Stratou ilk defa İstanbul’da sahne alacaktır.
Dora Stratou Yunanistan Ulusal Dans Tiyatrosu;Trakya,Kapadokya,Konya ve Karadeniz Bölgesinden izler taşıyan dans performansları ile izleyicilerini büyülerken, geleneksel kıyafetleri ve orijinal müzikleri ile katılımcıları, farklı coğrafyaların ortak kültürlerine alıp götürecek; 36 dansçısı, 8 müzisyeni ve 1 şarkıcısı ile baş başa bırakıyor.
Dora Stratou Yunanistan Ulusal Dans Tiyatrosu;Trakya,Kapadokya,Konya ve Karadeniz Bölgesinden izler taşıyan dans performansları ile izleyicilerini büyülerken, geleneksel kıyafetleri ve orijinal müzikleri ile katılımcıları, farklı coğrafyaların ortak kültürlerine alıp götürecek; 36 dansçısı, 8 müzisyeni ve 1 şarkıcısı ile baş başa bırakıyor.
DORA STRATOU DANS TİYATROSU
*Yunan danslarının ‘yaşayan müzesi’ olarak kabul edilen Dora Stratou Dans Tiyatrosu 53 yıldır geleneksel Yunan dansı, müziği ve kostümlerini Atina ve Avrupa’da sergilemektedir.
*Dora Stratou Dans Tiyatrosu bugüne kadar 26 ülkede 6.000’i aşkın performans sergilemiş ve 3.000.000’dan fazla izleyici ile buluşmuştur.
*Dora Stratou, kuruluşundan bu yana herhangi bir kareograf ya da dans eğitmeni ile çalışmamış; sahnelenen performanslar dansçılar tarafından doğrudan köy halkından öğrenilmiştir.
*Dora Stratou’da bazı dansçılar, kendilerinden üç kuşak önce de bu geleneği sürdürüp Dans Tiyatrosu’na gönül vermiş ailelerden gelmektedirler.
*Öyle ki;Dora Stratou Dans Tiyatrosu’nun en yaşlı üyesi, 1965 yılından bu yana grupta klarnet çalmaktadır.
*Ayrıca Dora Stratou Dans Tiyatrosu,Tiyatro Dünya Ödülü’nü almaya hak kazanmış ilk topluluktur.
topluluk hakkında daha ayrıntılı bilgiye ulaşmak için www.grdance.org
Sahnelenen performans ile gerçekleşecek olan diğer etkinlikler:
*Geleneksel Yunan El Sanatları Sergisi
*Dans Geceleri
*Grup Çalışmaları
Katılım ve bilgi için: CID-UNESCO Beyoğlu Şubesi
Camekan Sokak 1/1 Galata Kuledibi Beyoğlu, Istanbul
Tel: +90 212 2438446
beyoglusectioncid@gmail.com
19 Ekim 2010
Süpürgeyle Tenekeyle Müzik Yapmaya Bekliyoruz!
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmenliği tarafından desteklenen “Cihangir Insomnia” projesi kapsamında yıl boyunca gerçekleştirilen STOMP atölyelerinin son serisi, STOMP üyelerinden Johannes Bohun önderliğinde, 18-22 Ekim tarihleri arasında Beyoğlu’ndaki Oyuncular Kahvesi’nde gerçekleşecek.
Atölyelere katılmak için acele edin…
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmenliği’nin desteğiyle Babil Balığı Sanat Derneği tarafından hayata geçirilen Cihangir Insomnia, 23-27 Eylül tarihlerinde garajistanbul’da İstanbul seyircisiyle buluşan “Cihangir Insomnia” adlı tiyatro oyununun ardından “STOMP Metodları Uygulaması” başlıklı atölye çalışmalarının son serisiyle devam ediyor.
Gündelik hayattan objeleri bambaşka biçimlerde kullanan, perküsyon, dans ve komedi unsurları ile hem göze hem kulağa hitap eden STOMP grubu, deneyimlerini uygulamalı atölye çalışmaları yoluyla İstanbullu gençlerle paylaşıyor.
Temel araçları, insan bedeni ve günlük hayatta kullandığımız nesneler olan “STOMP Metodları Uygulaması” atölye çalışmasının başlıca hedefi, ritim ve hareketle oynayarak ve işbirliği yaparak algılama yeteneğini harekete geçirmek. STOMP metodu, analitik düşünceyi, yaratıcılığı, odaklanmayı, doğaçlamayı, kendine güvenmeyi ve birlik duygusunu bir araya topluyor. Atölye çalışması, cinsiyet, sınıf, sosyal, kültürel, ekonomik ve eğitimsel farklar gözetmeksizin katılımcıları bir araya getirerek entegrasyon ve iletişimi müzik diliyle sağlıyor.
Cihangir Insomnia kapsamındaki “STOMP Metodları Uygulaması” başlıklı atölye çalışmaları, STOMP Ritm ve Performans Grubu’nun üyesi Johannes Bohun (Avusturya) önderliğinde gerçekleşecek.
18-22 Ekim tarihleri arasında, Beyoğlu’ndaki Oyuncular Kahvesi’nde gerçekleşecek atölye çalışmaları iki saat süreyle ve 15’er kişilik gruplarla düzenlenecek.
Süpürgeler, çöp kovaları, her türlü teneke, su şişeleri, gazeteler, kibrit ve mukavva kutuları, bir mutfakta veya atölyede bulunabilecek her türden nesneyle gerçekleştirilen atölye çalışmalarına katılmak için halen vakit varken, bu fırsatı kaçırmayın!
Johannes Bohun Kimdir?
1978’te Avusturya’nın Viyana kentinde doğan Johannes Bohun, müzik eğitimini Viyana Konservatuarı’nda tamamladı. 2001 yılında STOMP’ta performans yapmaya başlayan sanatçı, STOMP’la 4 kıtada 30 farklı ülkede sergiledikleri yüzlerce şovla dünyayı turladı.
Atölye Programı
Tarih: 18/19/20 Ekim saat 13.00-15.00
21/22 Ekim saat 16.00-18.00
Yer: İstiklal Caddesi, Rumeli Han, Oyuncular Kahvesi
Katılım İçin: birsen.karacan@gmail.com
GSM: 0505 526 69 05 begin_of_the_skype_highlighting 0505 526 69 05 end_of_the_skype_highlighting
Atölyelere katılmak için acele edin…
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmenliği’nin desteğiyle Babil Balığı Sanat Derneği tarafından hayata geçirilen Cihangir Insomnia, 23-27 Eylül tarihlerinde garajistanbul’da İstanbul seyircisiyle buluşan “Cihangir Insomnia” adlı tiyatro oyununun ardından “STOMP Metodları Uygulaması” başlıklı atölye çalışmalarının son serisiyle devam ediyor.
Gündelik hayattan objeleri bambaşka biçimlerde kullanan, perküsyon, dans ve komedi unsurları ile hem göze hem kulağa hitap eden STOMP grubu, deneyimlerini uygulamalı atölye çalışmaları yoluyla İstanbullu gençlerle paylaşıyor.
Temel araçları, insan bedeni ve günlük hayatta kullandığımız nesneler olan “STOMP Metodları Uygulaması” atölye çalışmasının başlıca hedefi, ritim ve hareketle oynayarak ve işbirliği yaparak algılama yeteneğini harekete geçirmek. STOMP metodu, analitik düşünceyi, yaratıcılığı, odaklanmayı, doğaçlamayı, kendine güvenmeyi ve birlik duygusunu bir araya topluyor. Atölye çalışması, cinsiyet, sınıf, sosyal, kültürel, ekonomik ve eğitimsel farklar gözetmeksizin katılımcıları bir araya getirerek entegrasyon ve iletişimi müzik diliyle sağlıyor.
Cihangir Insomnia kapsamındaki “STOMP Metodları Uygulaması” başlıklı atölye çalışmaları, STOMP Ritm ve Performans Grubu’nun üyesi Johannes Bohun (Avusturya) önderliğinde gerçekleşecek.
18-22 Ekim tarihleri arasında, Beyoğlu’ndaki Oyuncular Kahvesi’nde gerçekleşecek atölye çalışmaları iki saat süreyle ve 15’er kişilik gruplarla düzenlenecek.
Süpürgeler, çöp kovaları, her türlü teneke, su şişeleri, gazeteler, kibrit ve mukavva kutuları, bir mutfakta veya atölyede bulunabilecek her türden nesneyle gerçekleştirilen atölye çalışmalarına katılmak için halen vakit varken, bu fırsatı kaçırmayın!
Johannes Bohun Kimdir?
1978’te Avusturya’nın Viyana kentinde doğan Johannes Bohun, müzik eğitimini Viyana Konservatuarı’nda tamamladı. 2001 yılında STOMP’ta performans yapmaya başlayan sanatçı, STOMP’la 4 kıtada 30 farklı ülkede sergiledikleri yüzlerce şovla dünyayı turladı.
Atölye Programı
Tarih: 18/19/20 Ekim saat 13.00-15.00
21/22 Ekim saat 16.00-18.00
Yer: İstiklal Caddesi, Rumeli Han, Oyuncular Kahvesi
Katılım İçin: birsen.karacan@gmail.com
GSM: 0505 526 69 05 begin_of_the_skype_highlighting 0505 526 69 05 end_of_the_skype_highlighting
Efsane dansçı Louise Lecavalier, İstanbul'da!
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmenliği’nin “İstanbul dans ediyor!” sloganıyla yola çıkan projesi ‘Dans Platform İstanbul’ kapsamında, La La La Human Steps'in efsane dansçısı Louise Lecavalier kendi topluluğu Fou Glorieux ile İstanbul'da...
“Children” ve “A Few Minutes of Lock” adlı iki performansın sahneleneceği program 19 Ekim Salı günü, saat 20.30’da Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde İstanbullu dans tutkunlarıyla buluşacak. Biletler Biletix’te.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmenliği tarafından hayata geçirilen Dans Platform İstanbul, 15-22 Eylül tarihleri arasındaki festival haftasının ardından hız kesmeden etkinliklerine devam ediyor.
Canada Council for the Arts ve Conseil des arts et des lettres du Quebec katkılarıyla, La La La Human Steps'in efsane dansçısı Louise Lecavalier kendi topluluğu Fou Glorieux, 19 Ekim Salı akşamı saat 20.30’da Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde olacak. Topluluk “Children” ve “A Few Minutes of Lock” adlı iki performans sahneleyecek.
Children: Seyircisini eğlendirip dönüştüren; duygusal, komik, sıra dışı bir performans
Uluslararası yönetmen ve deneyimli performans sanatçısı Nigel Charnock’un “Tıpkı kocaman, yetişkin bir çocuk gibi karanlık, nükteli ve oldukça fiziksel bir iş…” diyerek anlattığı Children, çocukları ve kendileri için bir arada kalmaya çalışan iki insanın, sevgi-nefret, tutku-şiddet arasındaki ince ve tanrısal çizgide, ıstırap ve esrikliğe sürüklendikleri ilişkilerini konu alıyor.
A Few Minutes of Lock: Geçmişe ait bir eser bugüne bir şey söyleyebilir mi?
A Few Minutes of Lock, Louise Lecavalier’in La La La Human Steps topluluğundan ayrıldıktan neredeyse on yıl sonra, orada çalıştığı son işleri tekrar ele alarak ‘Geçmişe ait bir eser bugüne bir şey söyleyebilir mi?’ fikrinin peşine düşüşünü sahneye döküyor. Lecavalier, performansı “Ben hala ‘o’ ben miyim? Hala bu eserlerde dans edebilir miyim? Bugünün dünyasıyla bu eserler arasında bir bağ kurmak mümkün mü? Tüm soruları cevaplamanın tek yolu bu eserlerin içine tekrar dalarak, onları sadece kendilerine has zorlukları ve benim için ifade ettikleriyle sahnelemek…” diye tanımlıyor.
CHILDREN
Koreografi : Nigel Charnock
Dansçılar : Louise Lecavalier, Patrick Lamothe
Müzik : Puccini (Maria Callas), Leonard Cohen, Yasar Akpençe, Miles Davis, Billie Holiday, Terry Snyder, Sonny Terry & Brownie McGhee, Merja Soria, Stephen Stapleton, Janis Joplin, Michael Nyman
Işık Tasarımı : Alain Lortie
Kostüm : Carre vert, Montreal
Ses Montajı : Nigel Charnock
Süre : 50’
A FEW MINUTES OF LOCK
Koreografi : Edouard Lock
Dans – yeniden üretim : France Bruyere, Louise Lecavalier
Dansçılar : Louise Lecavalier, Elijah Brown, Patrick Lamothe’ın katılımıyla
Işık Tasarımın : Alain Lortie
Müzik : Iggy Pop
Remixing producer : Normand-Pierre Bilodeau
Elektronik gitar : Sylvain Provost
Kostüm tasarımı : Vandal
Süre : 13’
“Children” ve “A Few Minutes of Lock” adlı iki performansın sahneleneceği program 19 Ekim Salı günü, saat 20.30’da Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde İstanbullu dans tutkunlarıyla buluşacak. Biletler Biletix’te.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmenliği tarafından hayata geçirilen Dans Platform İstanbul, 15-22 Eylül tarihleri arasındaki festival haftasının ardından hız kesmeden etkinliklerine devam ediyor.
Canada Council for the Arts ve Conseil des arts et des lettres du Quebec katkılarıyla, La La La Human Steps'in efsane dansçısı Louise Lecavalier kendi topluluğu Fou Glorieux, 19 Ekim Salı akşamı saat 20.30’da Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde olacak. Topluluk “Children” ve “A Few Minutes of Lock” adlı iki performans sahneleyecek.
Children: Seyircisini eğlendirip dönüştüren; duygusal, komik, sıra dışı bir performans
Uluslararası yönetmen ve deneyimli performans sanatçısı Nigel Charnock’un “Tıpkı kocaman, yetişkin bir çocuk gibi karanlık, nükteli ve oldukça fiziksel bir iş…” diyerek anlattığı Children, çocukları ve kendileri için bir arada kalmaya çalışan iki insanın, sevgi-nefret, tutku-şiddet arasındaki ince ve tanrısal çizgide, ıstırap ve esrikliğe sürüklendikleri ilişkilerini konu alıyor.
A Few Minutes of Lock: Geçmişe ait bir eser bugüne bir şey söyleyebilir mi?
A Few Minutes of Lock, Louise Lecavalier’in La La La Human Steps topluluğundan ayrıldıktan neredeyse on yıl sonra, orada çalıştığı son işleri tekrar ele alarak ‘Geçmişe ait bir eser bugüne bir şey söyleyebilir mi?’ fikrinin peşine düşüşünü sahneye döküyor. Lecavalier, performansı “Ben hala ‘o’ ben miyim? Hala bu eserlerde dans edebilir miyim? Bugünün dünyasıyla bu eserler arasında bir bağ kurmak mümkün mü? Tüm soruları cevaplamanın tek yolu bu eserlerin içine tekrar dalarak, onları sadece kendilerine has zorlukları ve benim için ifade ettikleriyle sahnelemek…” diye tanımlıyor.
CHILDREN
Koreografi : Nigel Charnock
Dansçılar : Louise Lecavalier, Patrick Lamothe
Müzik : Puccini (Maria Callas), Leonard Cohen, Yasar Akpençe, Miles Davis, Billie Holiday, Terry Snyder, Sonny Terry & Brownie McGhee, Merja Soria, Stephen Stapleton, Janis Joplin, Michael Nyman
Işık Tasarımı : Alain Lortie
Kostüm : Carre vert, Montreal
Ses Montajı : Nigel Charnock
Süre : 50’
A FEW MINUTES OF LOCK
Koreografi : Edouard Lock
Dans – yeniden üretim : France Bruyere, Louise Lecavalier
Dansçılar : Louise Lecavalier, Elijah Brown, Patrick Lamothe’ın katılımıyla
Işık Tasarımın : Alain Lortie
Müzik : Iggy Pop
Remixing producer : Normand-Pierre Bilodeau
Elektronik gitar : Sylvain Provost
Kostüm tasarımı : Vandal
Süre : 13’
12 Ekim 2010
Dostluğun Fırçasından Eyüp
*Yüz Yıl Önce Pierre Loti’nin Aşık Olduğu Tepe, Muhteşem Bir Projeye Evsahipliği Yapıyor…
*Eyüp Belediyesi ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti’nin İşbirliğiyle Gerçekleştirilecek Proje, 15-22 Ekim Tarihleri Arasında Eyüp Pierre Loti Tepesi Aziyade Restaurant Bahçesinde Hayata Geçirilecek…
*Türk ve Fransız Ressamlar Pierre Loti Tepesi’nden Birlikte İstanbul’u ve Haliç’i Çizecekler…
*Kültürlerin Buluşması, Puzzle Şeklindeki Tabloya Çizilen 12 Ayrı Resimle Sona Erecek… 11 Puzzle’ı Türk ve Fransız Ressamlar, 12. Parçayı ise Projeyi Takip Etmeye Gelen Sanatseverler Çizerek Tamamlayacak…
“Sevgi paylaşıldıkça yücelir ve çoğalır”… Avrupa ve Asya kıtalarını birleştiren dünyanın en büyüleyici kentlerinden İstanbul, yüzyıl önce başlayan ve hiç tükenmeyen bir sevginin izlerini takip ederek, 21. Yüzyılda kültürlere örnek olacak bir kültürel girişime evsahipliği yapıyor: DOSTLUĞUN FIRÇASINDAN EYÜP…
Türk dostu Fransız aydını Pierre Loti’nin yüz yıl önce gelerek aşık olduğu İstanbul’da bugün Türk ve Fransız dostluğunu pekiştiren muhteşem bir proje hayata geçiriliyor…
Eyüp Belediyesi’nin İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın desteğiyle 15-21 Ekim 2010 tarihleri arasında Eyüp ilçesinde organize edeceği projede, Fransız ve Türk ressamlar, Pierre Loti Tepesi’nde bir araya gelerek, dünyanın en güzel kentlerinden İstanbul’u tuvallerine yansıtacaklar… Parlak renkler birbirine karışacak, fırça darbeleriyle desenler ortaya çıktıkça, sanatın birleştirici, bütünleştirici, hoşgörü, barış ve dostluk ilişkilerini sevgi potasında buluşturacağı tablolar ortaya çıkacak… Resim sanatı, kültürleri, dostlukları, sevgiyi bir araya getirecek. Haliç’in masmavi suları, renkli yakamozları, tarihe tanıklık eden Eyüp Sultan Mezarlığı ve yüzlerce yıl boyunca medeniyetlerin beşiği olmuş tarihi yarımada yansıyacak Türk ve Fransız ressamların tuvallerine…
Sanatın kültürleri buluşturduğu Dostluğun Fırçasından Eyüp projesine, Pierre Loti’nin doğduğu kent Rochefort, sanatçının aile şehri Saint Pierre d’Oleron Adası ve La Rochelle Belediyeleri de katılıyor… Gazeteci, Saint Pierre d’Oleron Belediye Meclis Üyesi Lionel Serik, Paris Kültür Ataşesi Hasan Yavuz’un organizatörlüğünde Fransız ressamlar Dominiue Barreau, Daniel Bergagna, Luc Gaitee, Annabelle Joussaume, Vincent Ruffin, Patrick Sanitas, Türk meslektaşları Erdem Karavit, Veysel Kurucu, Ekin A. Kurucu, Şevket Sönmez ve Selçuk Fergökçe ile Eyüp Pierre Loti Tepesi’nde buluşacak… Mimar Sinan Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü Başkanı Prof. Caner Karavit’in küratörlüğünde yapılacak “Dostluğun Fırçasından Eyüp’ projesi yüz yıl önce Pierre Loti’nin başlattığı sevgi ve barış rüzgarlarını resim sanatıyla birlikte günümüze yansıtacak…
Bu proje için 15 Ekim’de Fransa’dan gelecek olan Fransız ressamlar, İstanbul’un tarihi ve turistik yerlerini gezdikten sonra Pierre Loti’de başlayacak atölye çalışmalarına katılacak… Pierre Loti Tepesi’nde Aziyade Restaurant bahçesinde toplanan ressamlar, birbirinden güzel eserlere imza atacaklar…
“Kültürlerin Buluştuğu Puzzle”
FRANSIZ VE TÜRK RESSAMLAR, 12 PARÇALIK BİR PUZZLE’A ÇİZECEKLER…
Fransız ve Türk ressamların Pierre Loti Tepesi’nde buluştukları projenin finali, 20 Ekim Çarşamba günü yapılacak…
Fransız ve Türk ressamlar, 150X456 cm.lik tuvale 12 parçalı puzzle kurgulu bir tuvale ortak resim yapacaklar. Bu puzzle'ın parçaları proje başlamadan önce kura ile sanatçılara dağıtıldı. Her biri 75X75 cm'lik alana sahip puzzle parçalarının taslaklarını sanatçılar çalıştaydan önce kendi bölgelerinin izlenimlerini yansıtacak şekilde tasarladılar… Örneğin, Türk sanatçılar Pierre Loti tepesinden haliç izlenimlerini tasarlarken, Fransız sanatçılar, İstanbul’a önce Rochefort, Saint Pierre d’Oleron, La Rochelle'e ait izlenimlerini 75X75 cm'lik alana kurgulayarak gelecekler ve birbirini, birbirinin işlerini görmemiş her iki ülke sanatçılarının farklı izlenimleri, iki kültürün buluşma noktasında ortak bir çalışmayla birleşerek bir bütün oluşturacak. Puzzle'ın Türk ve Fransız sanatçılara ait olan 11 parçasının dışında kalan 12. parçası ise projeyi izlemeye gelen konukların Pierre Loti tepesinden Haliç izlenimlerini tuvale yansıtmalarıyla tamamlanacak.
DOSTLUĞUN FIRÇASINDAN EYÜP SERGİSİ 21 EKİM’DE EYÜP BELEDİYESİ SERGİ SALONU’NDA…
Kültürlerin buluşmasını gözler önüne seren puzzle tablo ve ressamların Pierre Loti Tepesi’nde çizdikleri diğer eserler, 21 Ekim Perşembe akşamı 18:00’de Eyüp Belediyesi Sergi Salonu’nda sergilenecek.
Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç’in evsahipliğinde düzenlenecek Dostluğun Fırçasından Eyüp Sergisi’ne İstanbul protokolü, sanatçılar, medya mensupları ve Eyüplü sanatseverler katılacak.
Dostluğun Fırçasından Eyüp projesi eserleri, serginin ardından muhteşem bir katalogda toplanarak sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Dostluğun Fırçasından Eyüp projesinin ikinci ayağı 2011 yılında Fransa’nın Rochefort kentinde yapılacak… Bu kez Türk ressamlar ve Eyüp Belediyesi yetkilileri Fransa’ya gidecek, Pierre Loti’nin doğduğu kentte sanatsal bir aktiviteye imza atacak.
*Eyüp Belediyesi ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti’nin İşbirliğiyle Gerçekleştirilecek Proje, 15-22 Ekim Tarihleri Arasında Eyüp Pierre Loti Tepesi Aziyade Restaurant Bahçesinde Hayata Geçirilecek…
*Türk ve Fransız Ressamlar Pierre Loti Tepesi’nden Birlikte İstanbul’u ve Haliç’i Çizecekler…
*Kültürlerin Buluşması, Puzzle Şeklindeki Tabloya Çizilen 12 Ayrı Resimle Sona Erecek… 11 Puzzle’ı Türk ve Fransız Ressamlar, 12. Parçayı ise Projeyi Takip Etmeye Gelen Sanatseverler Çizerek Tamamlayacak…
“Sevgi paylaşıldıkça yücelir ve çoğalır”… Avrupa ve Asya kıtalarını birleştiren dünyanın en büyüleyici kentlerinden İstanbul, yüzyıl önce başlayan ve hiç tükenmeyen bir sevginin izlerini takip ederek, 21. Yüzyılda kültürlere örnek olacak bir kültürel girişime evsahipliği yapıyor: DOSTLUĞUN FIRÇASINDAN EYÜP…
Türk dostu Fransız aydını Pierre Loti’nin yüz yıl önce gelerek aşık olduğu İstanbul’da bugün Türk ve Fransız dostluğunu pekiştiren muhteşem bir proje hayata geçiriliyor…
Eyüp Belediyesi’nin İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın desteğiyle 15-21 Ekim 2010 tarihleri arasında Eyüp ilçesinde organize edeceği projede, Fransız ve Türk ressamlar, Pierre Loti Tepesi’nde bir araya gelerek, dünyanın en güzel kentlerinden İstanbul’u tuvallerine yansıtacaklar… Parlak renkler birbirine karışacak, fırça darbeleriyle desenler ortaya çıktıkça, sanatın birleştirici, bütünleştirici, hoşgörü, barış ve dostluk ilişkilerini sevgi potasında buluşturacağı tablolar ortaya çıkacak… Resim sanatı, kültürleri, dostlukları, sevgiyi bir araya getirecek. Haliç’in masmavi suları, renkli yakamozları, tarihe tanıklık eden Eyüp Sultan Mezarlığı ve yüzlerce yıl boyunca medeniyetlerin beşiği olmuş tarihi yarımada yansıyacak Türk ve Fransız ressamların tuvallerine…
Sanatın kültürleri buluşturduğu Dostluğun Fırçasından Eyüp projesine, Pierre Loti’nin doğduğu kent Rochefort, sanatçının aile şehri Saint Pierre d’Oleron Adası ve La Rochelle Belediyeleri de katılıyor… Gazeteci, Saint Pierre d’Oleron Belediye Meclis Üyesi Lionel Serik, Paris Kültür Ataşesi Hasan Yavuz’un organizatörlüğünde Fransız ressamlar Dominiue Barreau, Daniel Bergagna, Luc Gaitee, Annabelle Joussaume, Vincent Ruffin, Patrick Sanitas, Türk meslektaşları Erdem Karavit, Veysel Kurucu, Ekin A. Kurucu, Şevket Sönmez ve Selçuk Fergökçe ile Eyüp Pierre Loti Tepesi’nde buluşacak… Mimar Sinan Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü Başkanı Prof. Caner Karavit’in küratörlüğünde yapılacak “Dostluğun Fırçasından Eyüp’ projesi yüz yıl önce Pierre Loti’nin başlattığı sevgi ve barış rüzgarlarını resim sanatıyla birlikte günümüze yansıtacak…
Bu proje için 15 Ekim’de Fransa’dan gelecek olan Fransız ressamlar, İstanbul’un tarihi ve turistik yerlerini gezdikten sonra Pierre Loti’de başlayacak atölye çalışmalarına katılacak… Pierre Loti Tepesi’nde Aziyade Restaurant bahçesinde toplanan ressamlar, birbirinden güzel eserlere imza atacaklar…
“Kültürlerin Buluştuğu Puzzle”
FRANSIZ VE TÜRK RESSAMLAR, 12 PARÇALIK BİR PUZZLE’A ÇİZECEKLER…
Fransız ve Türk ressamların Pierre Loti Tepesi’nde buluştukları projenin finali, 20 Ekim Çarşamba günü yapılacak…
Fransız ve Türk ressamlar, 150X456 cm.lik tuvale 12 parçalı puzzle kurgulu bir tuvale ortak resim yapacaklar. Bu puzzle'ın parçaları proje başlamadan önce kura ile sanatçılara dağıtıldı. Her biri 75X75 cm'lik alana sahip puzzle parçalarının taslaklarını sanatçılar çalıştaydan önce kendi bölgelerinin izlenimlerini yansıtacak şekilde tasarladılar… Örneğin, Türk sanatçılar Pierre Loti tepesinden haliç izlenimlerini tasarlarken, Fransız sanatçılar, İstanbul’a önce Rochefort, Saint Pierre d’Oleron, La Rochelle'e ait izlenimlerini 75X75 cm'lik alana kurgulayarak gelecekler ve birbirini, birbirinin işlerini görmemiş her iki ülke sanatçılarının farklı izlenimleri, iki kültürün buluşma noktasında ortak bir çalışmayla birleşerek bir bütün oluşturacak. Puzzle'ın Türk ve Fransız sanatçılara ait olan 11 parçasının dışında kalan 12. parçası ise projeyi izlemeye gelen konukların Pierre Loti tepesinden Haliç izlenimlerini tuvale yansıtmalarıyla tamamlanacak.
DOSTLUĞUN FIRÇASINDAN EYÜP SERGİSİ 21 EKİM’DE EYÜP BELEDİYESİ SERGİ SALONU’NDA…
Kültürlerin buluşmasını gözler önüne seren puzzle tablo ve ressamların Pierre Loti Tepesi’nde çizdikleri diğer eserler, 21 Ekim Perşembe akşamı 18:00’de Eyüp Belediyesi Sergi Salonu’nda sergilenecek.
Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç’in evsahipliğinde düzenlenecek Dostluğun Fırçasından Eyüp Sergisi’ne İstanbul protokolü, sanatçılar, medya mensupları ve Eyüplü sanatseverler katılacak.
Dostluğun Fırçasından Eyüp projesi eserleri, serginin ardından muhteşem bir katalogda toplanarak sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Dostluğun Fırçasından Eyüp projesinin ikinci ayağı 2011 yılında Fransa’nın Rochefort kentinde yapılacak… Bu kez Türk ressamlar ve Eyüp Belediyesi yetkilileri Fransa’ya gidecek, Pierre Loti’nin doğduğu kentte sanatsal bir aktiviteye imza atacak.
Mimar Sinan Araştırma Merkezi ve Müzesi Projesi
Mimar Sinan Araştırma Merkezi ülkemizin en eski mimarlık ve sanat eğitimi veren kurumu olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde 1984 yılında Rektörlüğe bağlı olarak kurulan Mimar Sinan Araştırma Merkezi misyon olarak; Türk Sanatı ve mimarisinin, özellikle Türk mimarlık ve sanat tarihinde çok önemli yere sahip olan Mimar Sinan’ın uluslararası tanınırlığını artırmayı ve dünya mimarlık ve sanat tarihi içinde olması gereken yere gelmesini sağlamayı, eserlerinin tanımlanması ve korunması için gerekli araştırma ve geliştirme çalışmalarını yapmayı ve teşvik etmeyi; sanatsal ve bilimsel bilgiyi paylaşıp, yaygınlaştırmayı ve gelecek kuşaklara aktarmayı görev edinmiştir.
Türk mimarlık ve sanat tarihinde çok önemli yere sahip olan Mimar Sinan’ın kimliğini, tasarım yaklaşımını ve eserlerini çağdaşı mimarlarla karşılaştırarak tanımlamak, araştırmalar yapmak, yapılmış araştırma ve yayınların ve Sinan yapılarının envanterini yapmak, yayınlamak ve bu etkinlikleri üniversitemizin çeşitli birimleri ile diğer ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla birlikte işbirliği içinde gerçekleştirmek doğrultusunda, üniversite öncülüğünde, araştırma merkezi ile bilimsel ve sanatsal olarak doğrudan bağı olan ve müzeciliğin temelinde varolan sorgulama metadolojisi oluşturma, disiplinlerarası ilişki kurma, aktif açılım getirecek bir bakışa sahip olma idealini gerçekleştirebilecek Mimar Sinan Araştırma Merkezi ve Müzesi oluşturulması hedeflenmiştir.
Avrupa kültür başkenti olacak İstanbul’u yapılarıyla biçimlendiren ve şehrin gelişimine yön veren Osmanlı döneminin Hassa Mimarbaşı Mimar Sinan’ın eserlerini ve dönemini içeren bir araştırma merkezi-müze oluşumu kültürel kimliğimiz için önemlidir ayrıca İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında kalıcı bir eser kazanılması hedeflenmektedir.
Bu doğrultuda öncelikle bir “arama konferansı” yaparak araştırma merkezi ile desteklenen bir müzenin oluşumundaki yöntemi belirlemek, görev tanımı yapmak, süreci oluşturmak ve müzeyi gerçekleştirmek hedeflenmiştir.
Türk mimarlık ve sanat tarihinde çok önemli yere sahip olan Mimar Sinan’ın kimliğini, tasarım yaklaşımını ve eserlerini çağdaşı mimarlarla karşılaştırarak tanımlamak, araştırmalar yapmak, yapılmış araştırma ve yayınların ve Sinan yapılarının envanterini yapmak, yayınlamak ve bu etkinlikleri üniversitemizin çeşitli birimleri ile diğer ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla birlikte işbirliği içinde gerçekleştirmek doğrultusunda, üniversite öncülüğünde, araştırma merkezi ile bilimsel ve sanatsal olarak doğrudan bağı olan ve müzeciliğin temelinde varolan sorgulama metadolojisi oluşturma, disiplinlerarası ilişki kurma, aktif açılım getirecek bir bakışa sahip olma idealini gerçekleştirebilecek Mimar Sinan Araştırma Merkezi ve Müzesi oluşturulması hedeflenmiştir.
Avrupa kültür başkenti olacak İstanbul’u yapılarıyla biçimlendiren ve şehrin gelişimine yön veren Osmanlı döneminin Hassa Mimarbaşı Mimar Sinan’ın eserlerini ve dönemini içeren bir araştırma merkezi-müze oluşumu kültürel kimliğimiz için önemlidir ayrıca İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında kalıcı bir eser kazanılması hedeflenmektedir.
Bu doğrultuda öncelikle bir “arama konferansı” yaparak araştırma merkezi ile desteklenen bir müzenin oluşumundaki yöntemi belirlemek, görev tanımı yapmak, süreci oluşturmak ve müzeyi gerçekleştirmek hedeflenmiştir.
SİNEMA TELEVİZYON MÜZESİ
TÜRVAK'ın kurucusu ve Erler Film ile Ulusal Radyo Televizyon kuruluşlarının sahibi Türker İnanoğlu'nun, yaklaşık 45 yıllık mesleki deneyimi ve yaşamının en önemli parçası olarak gördüğü sektörün faaliyet ve yapıtlarının birikimini amaçlayan girişimi sonucu, başta TRT kurumu ve Necip Sarıcıoğlu olmak üzere sinemaya gönül vermiş kişi ve kuruluşların katkılarıyla Türkiye'de ilk kez bu denli kapsamlı ve özel bir müze oluşturuldu.
Müze oluşumunun ana çekirdeğini Türker İnanoğlu'nun tüm kariyeri boyunca biriktirdiği ve bir araya getirdiği ERLER FİLM koleksiyonu oluşturdu. Bunun yanısıra, gazetelere ilan verilerek, filmciler, sinemacılar, özel koleksiyoncular, eski filmci ve sinemacı aileleri ile sinemayla ilgilenen herkese çağrıda bulunularak, ''eski 8, 16 ve 35 mm'lik film oynatıcı ve çekici cihazları, aydınlatma projektörleri, dolly, şaryo arabaları, stüdyo ve laboratuvar cihazları ile Türk Sinemasının kuruluşundan bugüne kadar çevrilen Türk filmlerine ait afiş, fotoğraf, el ilanı, lobi, broşür, reklam malzemesi, senaryo ve sinemayla ilgili kitap ve dergilerin alınacağı'' duyuruldu. Müzeye önerilen malzemeler, konunun uzmanları tarafından büyük bir titizlikle incelenip değerlendirildi ve uygun görülenler Müze'nin varlığına katıldı.
Müze aşağıdaki bölümlerden oluşmaktadır:
1- Giriş Salonu
2- Lütfi Ömer Akad Sinema Salonu
3- Fuat Uzkınay Sinema Makineleri Salonu
4- Adnan Öztrak Televizyon Salonu
5- Sinema Belgeleri Salonu
Müze oluşumunun ana çekirdeğini Türker İnanoğlu'nun tüm kariyeri boyunca biriktirdiği ve bir araya getirdiği ERLER FİLM koleksiyonu oluşturdu. Bunun yanısıra, gazetelere ilan verilerek, filmciler, sinemacılar, özel koleksiyoncular, eski filmci ve sinemacı aileleri ile sinemayla ilgilenen herkese çağrıda bulunularak, ''eski 8, 16 ve 35 mm'lik film oynatıcı ve çekici cihazları, aydınlatma projektörleri, dolly, şaryo arabaları, stüdyo ve laboratuvar cihazları ile Türk Sinemasının kuruluşundan bugüne kadar çevrilen Türk filmlerine ait afiş, fotoğraf, el ilanı, lobi, broşür, reklam malzemesi, senaryo ve sinemayla ilgili kitap ve dergilerin alınacağı'' duyuruldu. Müzeye önerilen malzemeler, konunun uzmanları tarafından büyük bir titizlikle incelenip değerlendirildi ve uygun görülenler Müze'nin varlığına katıldı.
Müze aşağıdaki bölümlerden oluşmaktadır:
1- Giriş Salonu
2- Lütfi Ömer Akad Sinema Salonu
3- Fuat Uzkınay Sinema Makineleri Salonu
4- Adnan Öztrak Televizyon Salonu
5- Sinema Belgeleri Salonu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





